24 Aralık 2010 Cuma



Az ama öz olmalı aslında arkadaşlıklar..
Gereksiz sorularla / sorunlarla yormamalı sizi..
Biri sizinle ilgili bir şey söylediğinde sizin adınıza da cevap verebilmeli..
Sonra..
Dürüst olmalı..
Kendini sizinle ya da başkalarıyla kıyaslamadan kendisi gibi olmalı..
Siz onu nasıl seviyorsanız öyle kalmalı..
Peki ya gerçekten var mı böyle arkadaşlar?

Sizi bilmem de benim gerçekten arkadaşlarım,dostlarım var.
Bu yüzden şanslıyım sanırım.

Bence arkadaş dediğin oyun hamuru gibi olmalı.. Koparılsa da, farklı şekillere de girse, kalıpları çıkarılsa da, farklı şeyler icad edilse de her yerde her şartlarda aynı kıvamda kalabilir olmalı..

Yaklaşık 18 senedir hiç kurumadan her yere dağılsakta toplanabildiğimiz.. Farklı şekillere girsekte hep aynı kalabildiğimiz.. Birbirimizi kırsakta hakarette etsek ağlatsakta gene bir arada kalabildiğimiz.. Gerçekten özlediğimiz.. Sevgiyi hak ettiğinden çok çok verdiğimiz.. Her saniye çocukta olabildiğimiz bir arkadaşlığımız var bizim. 

23 Aralık 2010 Perşembe

Yeniyıl geldi geliyor sanki...


Bazı insanların özel günlerle ciddi problemleri olduğunu düşünüyorum. Kendi doğum günleri bile dahil edilebilir bence bu duruma. Tercih meselesidir diyip geçsem de o tip insanları kabul ediyorum ki anlamıyorum. 



Neresi yobaz olabilir ki insanın doğduğu günü kutlamasının ?
Ya da yeniyılda eğlenmesinin?
Nereden mi geldim buraya. Dün Core sınav sonuçlarından sonra sınıfta bir curcuna oldu sorular cart curt üzerine. Yeniyıldan beklenti içerek sorular vardı. Kalkıpta biri "Ben ne beklicem sıradan bir gün işte bana da puan vermelisiniz insanlar bir şey beklemek zorunda mı? Belki biz kutlamıyoruz ? " diyince hocayla beraber bizde şoka girdik.. Hoca yine de yazmalıydın falan diyince muhabbet daha da koyulaştı..
Derken ben kendimi kötü hissettim..


Son 4 - 5 senedir rahat Yeniyıl'ı ailemle karşılamıyorum. Oysa eskiden hep beraber alışverişe çıkar yemekler yapar. Evi süsler çam ağacımızın altına hediyeler koyardık kardeşimle. 12 ye kadar uyumaz Yeniyıl'a girdikten sonra dizimde sızar kalırdı kardeşim.
Bu yılda annem "Yeniyıl'da Istanbul da ol doğru düzgün Izmir de tanıdığın insan yok." diyince, ben tabii hemencecik planlar programlar yapmaya koyuldum. 10 gün boyunca Istanbul'da olacağım. Arkadaşlarımı çok rahat zaman dilimlerinde de görebileceğim.
"Neden Yeniyıl'da da illaki onlarla olayım ki?" diye sorunca kendime.. Annemi arayıp Yeniyıl planlarını sordum. "Henüz bir şey yapmadık öylesine konuşmalarımız var sadece" diyince, "o zaman bu yıl anneannemi de bize alalım hep beraber bir Yeniyıl kutlaması yapalım. Ben kardeşimle Istıklal de hediyeler bakmayı,evde yemek hazırlamayı,müzik seçmeyi hatta tombala oynamayı özledim." diyince annem şoka girdi.. Kızından beklenmeyecek gelişmeler tabii "peki madem. Ben plan yapmıyorum ona göre.Bu arada evde tombala yok sanırım ama Tabu oynarız" diyince karşılıklı gülüşüverdik..

Anlayacağınız bu yıl 12 de Yeniyıl'a herhangi bir barda sarhoş olarak değilde, annem,kız kardeşim ve anneannemle tombala tabu oynayarak gireceğim.. 12 den sonra kardeşim ve anneannem uyuduğunda annemle nerelere gider ne yapar ederiz bilmiyorum şu an için ama genç bir anneye sahipseniz ve anneniz olduğu kadar arkadaşınızsa kendisi asla sıkılmazsınız (:

En azından ben annesiyle gezip tozmaktan eğlenmekten keyif alan bir insanım.. (: 

ben ne zaman..


Bu aralar kimseyi takmamak umursamamak hayatımda yok saymak gibi diplomatik kararlar peşinde koşturuyorum.
Başarıyor muyum?
Bence evet.
Ben genelde uyandırılmayı sevmem hatta nefret ederim genelde uyandırılınca çok aksi olurum. Çatacak deli ararım. Ancak bu sabah gayet iyi bir ruh halindeyim... 

Ben zaten ne zaman Gogol Bordello dinlesem böyle uçar giderim.. Bir mutluluk dolar içime.. Gülümser gülümsetirim.. Yaptığım her şeyden keyif alırım falan.. Her güne Gogol la mı başlamak gerek acaba??

http://fizy.com/#s/1978tm


start wearing purple wearing purple 
start wearsing purple for me now
all your sanity and wits,they will all vanish
i promise,it's just a matter of time

22 Aralık 2010 Çarşamba

Gülmek mi istiyorsunuz ? Haydi o zaman.




Bugün ev arkadaşımla biraz kafa dağıtalım dedik. Ne yapalım ne yapalım onca garıp olayın üstüne en güzel komedi filmi gider diye düşündük. Ve Vampire Suck filmini izledik.

Öldük gülmekten öyle diyeyim. Bu kadar mı güzel derleme yapılıp dalga geçilir yahu. Tebrik ettik biz yazıp yönetenleri.. Taklitler falan mükemmeldi. Korkunç bir film serisinden sonra toparlama seri olarak oldukça güldüğüm filmlerden biri. Özellikle ilk partların birinde balıkçının "Sen neden yarı çıplaksın?" sorusuna yönelik gelen "Yarı zamanlı olarak inşaatta çalışıyorum." yanıtına bayağı bir güldük biz. Alacakaranlık serisinden haz etmeyen biriyseniz çokta güzel eğleneceğinizi size söyleyebilirim.

Mısırınızı çikolatanızı kolanızı battaniyenizi ve bir arkadaşınızı alın. İzleyin gülün derim ben.

planlar planlar planlar..


25 i itibaren ciddi planlar yaptım hayatıma dair. Mesela bu sefer ki Istanbul'a gittiğimde bayram tatilinde zaman ayıramadığım gerçek dostlarım daha cok gezip tozacak sohbet edecek zamanlar oluşturacağım.
Kız kardeşimle ilgileneceğim..
Sağlık sorunlarımı çözeceğim..
En önemlilerinden biri ders çalışacağım..
Ve tabii ki evde olmanın tadını çıkaracağım..

Yeni yıl planlarım da var meselaaa..

Bu yıl babamla barışmayı düşünüyorum.
Sonra yeni bir fotoğraf makinası neden olmasın?
Interrailden vazgecebilirim sanırım. Onun yerine yaza Ingıltereye gitme planlarım var. Belki de Italya'ya.
Gerçekten değeri hak eden insanlarla olmaya ve en önemlisi hak ettikleri değeri vermeye karar verdim.

Ah söylemedim dimiii..




Yeniyıl hediyesi olarak tek bir şey istedim. .O da "oysho pijama". çok ciddiyim. Hediye almayı düşünen herkesten istedim bunu :D Rengarenkler çok güzeller ben onları normal hayatta bile giyerim :D

bir yerden sonra pes edilmeli..


Hayatımın öyle bir yerine geldim ki. Artık bir çok noktada tahammül edemiyor "yeter!" diyip pes ediyorum.
İnsanlar için mücadele etmek,bir şeyler yapmaya çalışmak hatta onları dinlemek bile beni yoruyor.

Ne oldu da hümanist Ahtel çekip gitti?

En güvendiğim,arkadaşım,dostum dediğim insanların arkamdan konuşup benimle sidik yarışına girdiklerini görmek çok koydu. "Ay lütfen,Ahtel de kim?" dediklerini duymak gerçekten şok etkisi yarattı. Sonra yine öz kardeşim gibidir,canımdır dediğim kişinin sözlendiğini cartını curtunu Facebook tan öğrenmekte bayağı koydu. Onca sene bir şeyler paylaş,her anında yanında ol...En mutlu anında o haber bile vermesin sana. Bütün bunlara  "Nerede hata yapıyorum?" diye sorarken, sevdiğim erkeğin askere gitmesiyle daha da boka sardırıyorum hayatımı.

Askerlik derken?

Bornovaya düşen şanslı bir asker olmasına rağmen..I-ıh. Ben bunaldım ondan. Asker kafası hiç hiç iyi değil. Bir çok insanın kafayı yemesini sağlar orası.  Bakınız eskiden sevdiğim çocuk. Şimdi kendime soruyorum da.. Hiçbir ortak payda yok. Hayatlarımız,uğraşlarımız.. Hiçbir yerde kesişmiyorlar bile.. "Peki niye o?" diye soruyorum bu seferde kendime.. İzmir'de boşlukta olduğum döneme denk gelmesi benim açımdan etkili olması ve onun içinde sanırım sevgilisinden yeni ayrılmış olduğu bir dönem olması çok etkili.

Peki nereye kadar giderdi ki?

Hiçbir yere gitmezdi. Hayatımda en nefret ettiğim "Eski sevgililerle yaşayan" daha düzgün tabirle " Geçimişte Sekip Duran" erkek modeli. Birde derler ya, "erkekler cabuk unutur." siz öyle sanın. Erkekler unutmuyorlar. Ya da bana unutmayanı denk düştü. Ancak yerimde kim olsa "Yeter artık!" derdi. Sürekli durmadan eski sevgililer,eski yaşananlar,eski anılar,eski fotoğraflar,egolar... derken ben kendime "Ne yapıyorum ben?!" diye sorgulamaya başladım. İşte o dönemde bitirdim kendisini. Ancak Izmir'e geldi cart curt askerliği de şansıma fakultemin dibinde. Keşke yanına gidecek fırsatım olsaydı. Keşke gitmeseydim hiç. Keşke Izmir olmasaydı başka bir yer olsaydı diyorum.

Peki şimdi ne mi yapacağım?

Bugüne bitti gözüyle bakarsam, yarın noter,muhtar,karakol falan işlerim var şu krediler için. Cuma da önemli bir sınavım var. Cumartesi de Istanbul yolcusuyum. 5 Ocağa kadar da Istanbuldayım. 7sinde yemin töreni ona zaten anne-babası da gelecek. Hoş kuzenimde Narlıderede asker. Onun içinde teyzemler cart curt gelecek. Yani ben gitmeyebilebilirim. Dur bakayım? Şimdilik atlattık mı? Bence atlattık gibi duruyor.. 

10 Aralık 2010 Cuma

- Burası benim alanım..
- Evet.
- O halde neden korkuyorum yazmaktan?


- Kağıdı karalayacağına yazsana her şeyi.
diyor aynadaki ben. Sonra devam ediyor..

- İtiraf etmekten mi korkuyorsun yoksa? İnsanlar konu sen iken umrunda olmadığına göre onlardan korkuyor olamazsın dimi? Onların düşüncelerini önemsemek zorunda değilsin sonuçta? Bu bir fikir yazısı da değil ki yorumlasınlar.. 
… 
Dur bir dakika.. Hey hey hey (!). Yoksa.. yoksa sen kendinden mi korkuyorsun? Olan biten her şeyi kendine sesli olarak itiraf etmekten mi korkuyorsun? 

… 

   Dayanamıyorum buna. Sessizliği bozmalısın yeter artık.. 
Beni dinle ! Yeni bir başlangıç yapıyorsun -sana diyorum dinle beni başını çevirme- artık çok az kaldı. Bu kez seçim sana aitti ve sen seçimini yaptın. Her türlü riski tekrar almaya hazırsın. Kötü geçmiş, eski insanlar, kötü alışkanlıklar yok. 
Anlıyor musun beni? Hey yapabilirsin bunu. Sana güveniyor ve sana inanıyorum.
Hemen yanıt veremedim. Aynada kendime bakarken tek bir damla süzüldü istemsizce yanağımdan.. O yaşı sildim. Kendime baktım : 
- Söz veriyorum. Her şey için.. Güvenin için… 

9 Aralık 2010 Perşembe

bakınnn bizimm balonlarımızzz var..




ne kadar da mutluyum değil mi??? işte ben balon görünce böyleee seviniyorum eşşek kadar da olsam..
ancak bu balonlar benim değil ev arkadaşımın... :// 

8 Aralık 2010 Çarşamba

uyanmak istemedim bu sabah..

Hani bazı insanlar vardır hayatlarımız da birden bire ayrılmak zorunda kalırlar aramızdan..
İstemezler aslında gitmeyi..ama gitmeleri gerekir.. ve siz hiçbir şey yapamazsınız..

Bütün çocukluğum boyunca en iyi arkadaşım dedemdi.. Benimle oynar parka götürür..Parkta bile yaşına başına bakmadan kayardı benimle..O zamanlar içine kapalı pek fazla kişiyle konuşmayı sevmeyen bir çocuktum.. Dedem hep "insanlardan kaçma.. Konuş onlarla sen çok çok güzel bir kızsın.. Seninle arkadaş olmak isteyeceklerdir eminim güven bana" derdi.. Bense hep annemler onun hasta olduğunu söyledikleri,evin köşelerinde ağladıklarını bir çok kez gördüğümden korkardım ben başkasıyla oynarsam; o olmadan yatağa girer de uyursam beni bırakıp gider diye..

O pijamalarını giyerdi.. Gelirdi salona biri de olsa evde o giyerdi yine de pijamalarını.. Anlardım ki uyku vaktim gelmiş.. Tutardım elinden giderdik yatağa.. "Hadi bakalım..Uyu ki parka gidelim sabah bak ben gözlerimi kapattım" derdi beni kandırır uyuturdu.. Sonra kalkıyormuş tabii yataktan ama bunu büyüdüğümde annemden öğrenmiştim.. Yine de ben uyumadan hiç kalktığını hatırlamıyorum yanımdan..

Üç tekerlekli bisikletim vardı.. Önüne ip bağlamıştı dedem.. Bir çubuk kraker ve bir meyve suyu tıngıra mıngıra parka giderdik dedemle.. Tek tek krakeri bana verir meyve suyumu içirirdi.. Hayatta geçirilebilecek en güzel çocukluktu onun yanımda olduğu yıllar..

Sonra birgün... Bir gece çok rahatsızdı.. Annem izin vermedi dedemle yatmama.. Anneannemle yatmaya zorladı beni.. Artık nasıl ağladıysam dayanamamış dedem "benimle uyuyacak" demiş de almış yanına.. Tek hatırladığım o kadar sıkı sarılmışım ki ona "gitme" der gibi.. Bir kaç dakika sonra anneannemin feryatlarıyla annemin beni dedemin yanından alıp ağlayarak arka odaya kapattığını hatırlıyorum... Herkes ağlıyordu..Bütün ev doldu.. Herkeste her yerde feryatlar vardı.. O gitti.. Bana "gitmeyeceğim" dedi ama gitti..
4.sınıfa kadar kimseyle çok konuşmadım.. Hep onun yerini çalmak isteyecekler o da bana küsecek sanıyordum.. O kadar başkaydı ki parka annemle gidince bile keyif alamıyordum..Canım gitmek istemiyordu..

Sonra ben büyüdüm.. Hani bazı insanlar vardır hep ayrıldığı gibi kalırlar hayatınızda.. Gitmiştir, ama siz "beni bıraktı gitti" diye şuçlayamazsınız bile onları.. Çok kızarsınız aslında.." Adil değil bu.. Gitmemeliydi.. Nasıl izin verdim" diye suçlarsınız kendinizi ama kızamazsınız işte.. Her saniye orada yanınızda olduğunu hissedersiniz.. O hiç "ölmedi" aslında.. Her saniye yanımda..

Bu sabah.. Gerçekten kötü mü iyi mi diye kavrayamadığım bir rüya ile uyandım.. Keşke uyanmasaydım.. Gözlerimi açmasaydım biraz daha kalsaydım.. Ah nasıl suçluyorum kendimi... Anlatamam size..
Eskiden babamın mazda beyaz bir arabası vardı.. Haftasonları gezmelere giderdik.. Bir park vardı.. Çok çok sevmiştim.. Hatırlayamıyorum adını; sabah anneme sordum o da hatırlamadı babama sormam gerek.. Neyse o parka yine beyaz mazda ile babam direksiyonda annem yanında ve ben gidiyoruz.. Kardeşimde annemin kucağında..

Parka giriyoruz..Yürürken sanki onu bekliyormuşum gibi.. "Dedem işte orada" diye bağırıp atlıyorum boynuna.. O kadar aynı ve gerçek ki.. Yürüyüşü, boy,saçları... Sarılışı.. Ses tonu..

Yalvarıyorum resmen.. "Ne olur gitme bırakma bizi dede..Yalvarırım sana gitme" diye ağlıyorum.. "Aa-aa benim kızım niye ağlıyor bakayım.. Buradayım dedecim gitmicem bir yere.. Ne kadar büyümüşsün sen öyle." dedi... Nasıl sarıldımm.. Sarıldımm.. Oradaydı yemin ederim size.. O kadar gerçekti ki.. Rüya olduğunu düşünemedim bile gözümü açtığımda orada olacak ve ben "dedemmm" diye atlicaktım boynuna..Gözümü açtım ve o gitti... Amacım yemin ederim sadece sarılmaktı.. Bir kez daha.. Sadece bir kez.. O kadar ihtiyacım vardı ki... O kadar özledim ki onu.. Son kez daha sarılsaydım... Ama o gitti..

Gitmeyeceğini söylemişti... Yine gitti...

30 Kasım 2010 Salı

inna kafası da iyi değil..

 Vizeler bitsin oturup deli gibi blog yazıcam.. Film izlicem... Istanbul a gidicem carta da curt diye konusuyor sayıklanıyordum.. Vizelerin ardından ben dün gidip içtim.. Dağıttım dans ettim.. Çokta güzel oldu aslında.. Deşarj olmak iyidir her zaman.. Pozitif enerji yüklüyorsun metabolizmaya.. Her neyse derken ben dün fazla "Inna" dinledim sanırım ki halaa etkısındeyım..
http://fizy.com/#s/1elu24 

Am I dreaming?
What I feel tonight about you and I.
Am I dreaming?
I can feel your love when I hold you tight.
I just wanna love you
And you're the one
I need you.
And I just wanna give all my love I have.
With my lips I'm feeling
And then I see a meaning
Cause you're the only one I feel tonight
Come back and set me free
Now from infinity
Love is a misery
Distance is killing me
Come back I need you now
You are the love I found
I feel above the ground
You take me round and round.

24 Kasım 2010 Çarşamba

kimleri severim..

formspring de her ne kadar soru falan yanıtlamasam da artık soru gelence bıldırı maıllerınden ne sormus kı dıye gırıp bakıyorum ve son zamanlar da sevdıgım fılmler yonetmenler oyuncular su fılm hakkında ne dusunuyorsun gıbı sorular gelmeye basladı bende dedım sevdıgım oyuncuları bır lısteleyeyım de dursun köşede (: buyrunuz lıstem 

meryl streep(çok samimi bir duruşu var daima filmlerinde roportajlarında severım yanı) ,
helen mirren (hayranım ona), 
sophia loren (bır dıger hayranı oldugum ısım) , 
sharon stone (temel iç güdü deki o performansından sonra listede olmalı bence) 
marilyn monroe (özellikle bazıları sıcak sever ı ızlemeyen herkes ızlemelı sonra onun hakkında konusmaya baslamalı. monroe ‘bazıları sıcak sever’ ıle baslıyor bende hayata)
penélope cruz (erkek olsam 1 numaralı hayranı olurdum kesın kıı kadın olarak da cok begenırım hem oyunculugunu hem de kendısını) ,
sandra bullock (oynadıgı her karaktere kendısını yakıstırmayı basardıgını dusunuyorum) 
vera farmiga (sempatik buluyorum dogrusu kendısını oyunculugu da bana gore ıyı)
nicole kidman (bu hatunun beyaz tenı ve ses tonuna hayranım ben )
jodie foster (listemde kesinlikle yer alması gereken bir isim)
meg ryan (aşırı derecede çok severım kendısını helee kı kısa saclarına hayranım. uzunca zaman onun gıbı gezmıstım ortalıkta mesela..) 
charlize theron (kaliteli ve oyunculuguna hayran kaldıgım bır ısım) 
jennifer aniston ( bana göre çok sempatik bir yüzü var ayrıca friends dizisiyle de butun sempatımı kazandı dogrusu brad pitt leyken cok cıcıydıler ama o hala cıcı )

steve martin ( yok bu kadar sempatik bir adam hayranım ona ben) 
jim carrey (kesınlıkle yetenegı tartısılmaz bır ısım)
robin williams (oyunculuguna taptıgım bir isim butun filmleri bu kadar mı güzel olur bır ınsanın? )  
george clooney (yaşlansa da halaa seksi olan oyunculardan :P ) 
daniel day lewis (ifadelerinde mistik bir hava olması hoşuma gidiyor dogrusu) 
anthony hopkins (mükemmel bir oyuncu helee kı hannıbal serısınde buyuledı benı)
edward norton (yıne son derece hem karızmatık hem de basarılı bır oyuncu bana gore)
johnny depp (oynadıgı her fılmı cok begenırım ve ızlemısımdır ama ben johnny depp ı makas eller ıle tanıdım tam anlamıyla dıyebılırım en ıyı performansı da bence oradaydı)
jude law (bu adamı hangı fılmdı adını hatırlamıyorum da romantık komedıydı sanırsam kı konusu bılardo masasındakı sevisme sahnesınden bu yana hayranlıkla takıp edıyorum sapıklık dıyebılırsınız kabul edıyorum seksi adam simdi yalan yok)
samuel l jackson ( son derece basarılı bır oyuncu butun fılmlerını severek ızledım ızlerım de) 
joe pesci (sevılmesı gereken isimlerden bence) 
sean penn ( hem fılmlerını hem de kendısını oldukca severım) 
marlo brando (kutsal bir isim kendisi godfather da fena etkılemıstı benı)
robert de niro (yaşlandıkca karızmatık olanlardan o) 
al pacino (godfather ve kadın kokusu ne güzel filmdi ne performanstı oyle tavsıye de ederım)
morgan freeman (ses tonuna hayran oldugum bır baska ısım. durusu da cok asıl be begenerek ızlıyorum fılmlerını ) 
eddie murphy (eger gülüceksem onun filmlerinde gülmeyı tercıh edıyorum ben genelde)

bunlar benım lıstemdekıler. lısteme gıremeyen ama bazı filmlere oldukca yakıstıgını dusundugum ısımler de var mesela..


halle berry 
(kesişen yollar filminde mükemmel bir performansı vardı es gecılmemelı bence)

boris karloff ( frankenstein ile butunlesmıs bır ısım artık o kesınlıkle es gecemem)
heath ledger (kara şovalye ile hafızalarımıza kazınan bır ısım oldu kendısı saygı ıle anıyorum bır kez daha onu buradan)
nicolas cage (her ne kadar cok soguk oldugunu dusunsem de elveda las vegas fılmındekı performansı cok ıyıydı yıgıdı oldur ama hakkını yeme derler ya aynen öyle)
tom cruise (normalde pek sevmem kendilerini ama top gun filminde iyiydi iyi )

bazıları da artık bayağı geliyor mesela..
gerard butter ( kendısını nedense sevemıyorum ıtıcı gelıyor dıretılcek bır noktası yok bence abartılıcak bır yanı da yok oyunculugu da eh ıste nasılsa romantık komedı de pek fark edılmıyor)
sylvester stallone (artık cıdden baydı benı. rocky serısı hatta öldürdü bitirdi sagda solda gorunce bıle dayanamıyorum o derece)
leonardo di caprio (yok arkadas ben sevemıyorum bu adamı cıddıyım fılmlerı bıle bayıyor benı kı yonetmenı ne kadar ıyı olursa olsun. mesela zından adası. koskoca martin scorsese yapmıs ben fılmde bunaldım ustune uyuyakaldım. oynamasın bence bu adam fılmlerde yakısıklı falan da degıl tıtanıc de de sevmezdım tıtanıc guzeldı de bu adam degıldi.)
brad pitt (oyunculuguna asla lafım yok eskıden kalıtelı fılmlerde guzel ısler cıkartıyordu kıı o zamanlar kalıtesını dusurmemıstı. artık onun fılmlerını aaa brad pitt oynuyor ıyıdır bu alayım dıyerek atlamıyorum ay tırt cıkarsa yazık paraya lan dıyerek yaklasıyorum kıı yaslanıyor mu angelina etkısı mı bılmem)

angelina jolie ( ne oyunculuk ne de fiziki acıdan hıcbır zaman en ıyıler ya da ıyıler lısteme gıremedı. erkekler hayran dıyedır demeyın onunla bır alakası yok erkek olsam gene begenmezdım. itici gelıyor bana renk zevk meselesı iste. )
bruce willis (eskiden severdım kendısını amma velakin o kadar baydı kı 24 dizisi. her tv yı acısımda 24 gormekten adamdan iğrenır oldum o derece. bitirin artık su diziyi arkadas)

 eveeet ıste boyle bır lıstem var bı ara da yonetmenlerı yazarım artık (: umarım soru soranlar yanıtlarını tatmın edıcı bır sekılde almıslardır. 

Nedir bu "paraf da atarım" ?


- Şuraya bir imzanız gerekiyor. 
+ Buyrun.
- Şunu tekrar imzalayın lütfen.
+ Peki buyrun imzaladım.
- Hanfendi paraf atsanız olmaz mı?
+ Ne fark eder canım her yerde bu imzayı kullanırım ben.
- Biz parafla çalışıyoruz. Ayrıca imzanız oldukça büyük umarım ki paraf küçüktür. 
+ Parafım da büyüktür benim. 
- Yine de paraf atın lütfen siz.
+ Paraf da atarım tabii ki ben.
- Çok da bir farkı yokmuş aslında. 
+ Eh demiştim. Neyse bundan sonra paraf atarım ben. 

Hahaha ne salakça bir geyik olmuş öyle ama biz çok güldük ve şaşırdık kuzenimle. Dün migrostan kuzene ipad alıyorduk. 18 i tam doldurmadığı için benim üzerime alalım dedik. Prosedürler prosedürler hatun imzamı beğenmedi. Senelerin imzası o ! Tıp fakultesi hayatım boyunca hocalarım çok beğenirdi. Lisede de hocalarım hep sağlam imzan var derdi. Ne ayak bu Migros daki hatun beğenmedi imzamı :(( Çok kırıldım darma duman oldum hem şaşırdım hem de güldüm. Bütün gün boyunca “paraf da atarım artık ben” diye diye geyiği oturdu artık. Ee baktım yaşta kemale eriyor artık dedim msn deki metalfrekans mış corpse muş yok acorpsee imiş falan filan dedim boşverelim gel adımızı değiştirelim “parafdaatarım” yapalım dedim. Yaptım ben çok da sevdim. Değişiklik iyidir iyi. (:

Tırnaklar ve Moda


Tırnakların şekli ve nasıl boyandıkları, içinde bulunduğumuz dönemin aynasıdır. 

1940 : Uzun tırnaklarda canlı turuncular… Tırnak ayçası boyanmıyordu ve yokluk zamanıydı.

1950 : Bardot yılları; uzun ve sivri tırnaklarda şok edici pembelerin hakimiyeti söz konusuydu… *

1960 : Külotlu çorap ve mini etek zamanında tırnaklar kare şeklini aldı ve bir nevi moda aksesuarı olarak algılanmaya başlandı. Sahte tırnaklar piyasaya çıktı. 

1970 : Oval tırnaklar üzerinde psikedelik renkler, metalik yansımalar kullanıldı…

1980 : Dönemin uniseks eğilimine cevaben kare,bej tırnaklar kullanıldı…

1990 : Kısa kesimi, doğal rengi ve beyaz tırnak ucuyla Fransız manikürü tavan yaptı…

2000 : Doğaya özlem… ‘Nude’ renkler gözde.

2010 : Kriz sonrası kısa ve yuvarlatılmış, kare tırnaklar üzerinde hemen her rengi deniyoruz. Tırnak ayçasını tekrar keşfediyoruz.  Orta uzunlukta, oval tırnakların 30 yıl aradan sonra dönüşünü kutluyoruz. 


*Okurken bu yazıyı 1950 lili yıllarda Bardot zamanında kaldığımı hissettim. Yine de uzun tırnak.. Her türlü seksi.

strateji değişikliği..

Baktım olucak gibi değil.. Bir şeyler yapayım dedim..

  • Şekerden vazgeçebildiğim tek anlar meyve çayları ve oolong çayı içtiğimde oluyor. O halde bundan sonra sadece meyve çayları ve oolong tercih edeceğim.
  • Mesela hamurlu yiyecekleri falan çok seviyorum.. Hele ki anneannemin kahvaltı da yaptığı krepleri hiçbir şeye değişmem. Ama ona da çözüm buldum kepekli un aldım eve.. Haftada da sadece 1 ya da 2 kere yapıcaksın dedim anneanneme. 
  • Sonra ben çok yemek seçiyorum. Ona buna burun kıvıran biriyim ama arada bir yemeğine göre değişiklik gösterebiliyor. Mesela menemen de biber yerim ancak diğer türlü nefret ederim. Ona çözüm olarak da sebze yemekleri yapmayı öğrenmeye karar verdim gidene kadar haftanın 3 günü yemek kursuna yazıldım. -Bu iyi bir gelişme olmalı.- 
  • Acayip güzel pasta yapmakla birlikte yemeyi de çok seven biriyimdir. Bu yüzden haftada sadece bir kez pasta yapmaya ya da eve alınırsa yemeye karar verdim. Onun yerine her gün meyveli yoğurt yicem. -Bugunden başladım bile.-
  • Fast-food ile arası müthiş derece de iyi olan biriyim. Bıraksalar bir ömürpizza,kfc,burger,mc den geçinebilirim.. Ancak günün orta öğününe koymama rağmen bunları artık ara vermeye karar verdim. Onun yerıne öğlen ve akşam çeşit çeşit salatalar yemeğe karar verdim. Yeşillik iyidir hem gözleri kuvvetlendirir. 
  • Ve son olarak da bütün abur cubur çerezlerimi formdan almaya karar verdim bendekileri içim acıyarak kardeşime verdim.. “Ohaa senin ne çok jelibomun varmış ablaaaaa” yaptı gözlerinin patlatarak, tabii bu sırada anneannem gözlük üstünden şaşkınca bakarak annem donmuş bir halde beni izliyordu. “Afiyet olsun kardeşim ben sana aldım ki onları sevıyorsun ya sen” diyiverdim ama içim acıdı kabul ediyorum. Ardından da gidip form büskivi,çıkolata,kraker falan aldım. Onları da sanırım sevebilirim..
  • Kola devrine son verdim. Ice tea ye de. Diyet ice tea olabilir ama arada sırada. Bunun yerine soda ya da su tercih ediyorum artık..


      Peki bunların hepsine bakarak “diyete mi girdin yani?” derseniz. “Hayır. Diyet yapmıyorum. Ben sadece sağlıklı besleniyorum.” demek isterim size. 

      Ne zaman diyetteyim desem başladığı gün ya da ikinci gün bitiyor uzun aralara giriyor çünkü. Strateji değiştirdim sağlıklı beslenmeye karar verdim.. Günün ilk salatası ve yoğurdu da işte karşınızda (:

23 Kasım 2010 Salı

kendime not.
bazen de cok cesurca davranıp cekıp gıdıp sıfırdan baslayacagım daha once yıtırdıklerımı yıtırmeden hata yapmamaya dıkkat edecegım dıyerek gıdıyoruz.. Kaçtıgın halinden daha ıyı bir konumdasın.. bencil değilsin, dinlemeyı öğrendın, ayrıntılara daha bir dıkkat edıyorsun,egolarını yendın ve artık tam kıvama cok az kaldı.. Ancak gıttıgın yerde tutku yerıne gecıcı hevesler,hayaller yerıne anlık heyecanlar varsa ve sen mutsuz olup sana cok sey katmasına ragmen hayatının en aptalca hamlesını yaptıgını dusunuyorsan?? yıne de kımse olmak zorunda olmadan kalmalı mı ınsan mutsuzken de cekıp gıttıgı kactıgı yerde?

20 Kasım 2010 Cumartesi



http://fizy.com/#s/1msuln   

Look around do you see

So many things have changed
And you should know by now
I never meant to hurt you at all
All my life I have been an outcast
But now I've been reborn
And I see things so clear 

Open your eyes and realize
Hard times are over if you want
Open your mind
Reach for the stars
Answer is there for us to find

Years go by
Never know when it's too late
Years go by
Yourself you seal your fate
Don't look the answer from horizon
It's closer than you think
Years go by, oh how they go by

bazen aglarım ben bu şarkıda... 

15 Kasım 2010 Pazartesi

Iddia ediyorum benım kadar uykuyu seven ama bır o kadar da uykusuna bencıl davranan yoktur..
Amma salakça hareket ama dimii.. Uykumu o kadar cok sevıyorum kı anlatamam size.. Istanbulda cok fazla uyuyamıyorum kardesım sagolsun atlıyor ustume ezıyet cektırıyor ama Izmir de degmeyın keyfıme dıyeyım sıze o kadar..
Bir kere ıkıncı ogretım okumanın avantajıdır bu 18-21 arası ders koyarlar senın eve gıtmen 21.30 falan yemek cart curt derken 2-3 te yatsan -ki cogu zaman en az 5 te falan yatıyoruz bız..- oglen 15-16 gıbı kalk kendıne gel dus derken hop saat 17.15 falan oluyor sonra ders yoluna.. Hayvan gibi uyuyoruz valla baska yaptıgımız bır halt yok.. Hayır ısın komık kısmı bunu evde 3 kısı yapıyoruz ve hepimiz hayatımızdan memnunuz.. Hoş ev arkadaslarım normal öğretım ama uyku olunca soz konusu olan onlardan dönüp kıçını yatıyor..
Ancak istanbul da boyle yurumuyor bu ısler.. Artı bıde benım bılgısayarım var Istanbul'da.. Aslında ıstesem oraya da gotururum ancak Macbook umu caldırıcam dıye bır tarafım hıc ama hıc yemıyor goturmeyı.. Yeni bir notebook almam lazım gıtmeden falan bır sekılde :// Neyse ıstee Istanbulda uyuyamadıgım gıbı bır de cok cok gec yatıyorum..
Mesela su anda bu postu gırerken can cekısıyorum.. Göz kapaklarım bırden kapanıp kafamı pattt gumm dıye masaya vurucam sandalyeden dusucem bana mısın demeden uyicam gıbı gelıyor.. Manyak mısın lan gıt yatsana demeyın bana sakın.. Aşık olunca ınsan böle mal gıbı "mehehe önce o yatsın göreyım" "ya bısı yazarsa konusmak ısterse dur ya cıkar bırazdan yatarım" "onun ıcın beklerım azıcık daha yarın uyurum nasılsa" falan dıye salakca dusunup beklıyor ne yazık ki.. :// Hayır beklemesınde degılım de cok gec donuyor ya o benı bıtırıyor.. Ömrümden bir 50 senesını goturdu valla.

Korku..


    Dışarıdan baktıgında ınsanların "vay anasını hatuna gel ne kadar cesur atak korkusuz" demelerı hosuma gıdıyor aslında her ınsan gıbı benımde.. Ancak bugun her ne kadar cesur,atak olsam da ciddi anlamda buyumenın verdıgı korkularım oldugunu fark ettım..
   Bütün çocuklugum doktor dızılerı,korku cınayet fılmlerı,polisiye kıtaplarla gectı aslında.. Üzerine de bır guzel tıp egıtımını dayayınca oooohh degmeyın keyfıme modun da biri ölse "problem yok ben doktorum" dıye dolanacak formata gelmıstım.. Aslında halaa öyleyım en azından ınsanlara karsı.. Duygularımı sonunda gızleyebılmeyı ogrenmısım demek ki..
  Her neyse..Sınemadan geldıkten sonra bır seyler atıstırırken TV yı kurcalayayım dedım ve House 'u buldum.. Çokta severim kendısını acayıp keyıf verir bana.. Neyse sonuna kadar hıcbır sey yok ancak son sahnede - bugunlerde son sahnelerde ben dökülür oldum nıyeyse..- ben darma duman oldum.. Hastanın ölmesi eşinin çığlıkları derken...Bir baktım ben gene aglıyorum.. Asıl komık yanı olayın ben aglıyorum ama adam öldü diye aglamıyorum.. Adamın gözleri açık ölmesi beni etkıledı.. Herifte yemyeşil iri iri gözler mala bağlamış kameraya bakıyor halıyle bızde plazmadan onun o gozlerı acık nalları dikmiş halını gorunce ınsan "assiktir lan bende mi böle ölücem ??" " ben hıc ölmeyeyım lan bızım sulale falan da ölmesin biz yasarız hep böle tencere kapak" dıye dusuncelerle agladım..
   Anlatırken komık ama ben hayatımda ılk kez ölmeyi düşünmekten kactıgımı gordum kendımde.. Eskiden dalga gecebılen bır ınsandım oysa.. Gerçi değişen bir şey yok hala dalga gecebiliyorum ölümle ama bu ondan korkmadıgım anlamına gelmıyor sanırsam ki.. Hatta daha detaylı dusundum de sımdı.. Ben ölmekten değil de öldüğüm anı hissetmekten korkuyorum... - o ne salakca bır cumle oldu oyle..-

Neyse.. 

adam yapmış filmi beyler..



Bugun yenı bır yazı yazayım ıstedım sıcagı sıcagına olsun dedim.. (: Normalde bugun icin özel planlarım vardı ancak bazı aksaklıklar nedenıyle erken dönmek zorunda kalınca eve dedım dur hazır Istanbul'a gelmısım anacıgımla bır sınemaya gıtmezsem olmaz.. Her neyse bugun New York'da 5 Minare filmi izledik.. Film hakkında yazmadan önce, size bir kaç olay anlatacagım..

Aslında ınsanlara karsı onyargısı olan ırk dın mezhep ayırt eden bırı degılımdır. Gayet dunya barısı olsun modunda gezerım ancak; annem "Mahsun Kırmızıgül'ün filmine gidelim hadi bak filmi çok övüyorlar" dedıgınde, "yok artık daha neler ne gıdıcem be onun KIYTIRIK filmine.. Tırt cıkar o paraya yazık ındırır ızlerız bır ara." dıyıvermıs annem de "ıyı sen ızleme uyu sınemada benımle gelıyorsun arkadaslık edersın obje nıyetıne" demıstı..

Evet Mahsun Kırmızıgül'ün ilk filmi "Beyaz Melek" cıktıgında "KIYTIRIK" dedim.. Hem de o dev gibi kadro olmasına ragmen.. "Paraya bakıyor oglum artık sınema bıle.." dıyıp duruyordum.. Sonra biz annemle afm de Beyaz Melek fılmını ızlemeye gıttık. Aman Tanrım nasıl bır kalabalık.. Cıkanlar aglıyor gırenler cok heyecanlı tekrar ızlemeye gelenler var falan.. Bende son derece cool takılıyorum "abartıyorlar anne ya cok bır sey bekleme ben sana dıyıp tıpık dogu fılmı olucak gorursun bak ağalar aşıret falan.. ekşın falan yoktur ancaa paramız gıttı dıye aglanırız cıkınca" dedım dedım.. Fılm başladı yanlıs hatırlamıyorsam 10-15 dakıkasından sonra ben çok fena GÖT olarak AĞLADIM... Çok ciddiyim. Onca laf ettim adam agzıma sıctı bıraktı yemın ederım Beyaz Melek filminde.. Neyse ben sonra özür diledim falan annemden tamam haklıymıssın sus lan yeter moduna gırdım... Neyse aradan ortalama 1 yıl kadar sonra -yanlıs da olabılır ama tarıhler- Güneşi Gördüm vizyona girdi.. Neyse tabii ben çok fena göt oldum salya sümükte agladım ya.. Bu sefer vizyona gırdıgı ılk gune ben bilet aldım "anneme de hadı hadı gıdıyoruz ızleyelım su fılmı" dedım de surukleyerek goturdum..
Ve bugun de yıne benzer bır durum oldu.. New York'da 5 Minare filmine ben bilet aldım götürdüm annemi.. Iyı kı de gıtmısız.. Agladım.. Bende artık yalama oldu sanırım bu adamın fılmlerınde salya sumuk salıyorum kendımı.. Ciddi anlam da saglam "sosyal mesaj" ıcerıklı bır fılmdı bunu basta soyleyeyım bunun dısında da toplumun su andakı ve eskıden gunumuze kadar bır cok alanda "kafa yapılarındakı" profili cizmiş.. Ve gercekten de cok basarılı.. Tahmınen onca ınsan ızlemıs benım kadar aglamamıstır.. Gercı o benım salaklıgımla alakalı kısısel noktalar.. Ben cok daha farklı yerlere takılıp agladım.. Ne bılım kızının dugununde babasının olamaması... Fınale dogru annesıyle kavusmaları ama öldürülmesi gibi sahnelerde.. Kendı hayatımızdan kesıtlerdı dıye belkı de.. Neyse daha da dramatıze etmeyelım.. Noktalayalım artık yazıyı.. Ah pardon unuttum sonucu soylemeyı.. Butun fılmlerını sırasıyla ızleyen bırı olarak "Adam yapmış filmi beyler.." der noktayı da koyarım.. Hadi öptüm sizi (:

14 Kasım 2010 Pazar

Böyle Bir Sergi mi ? Bence Kaçmaz..



sabah habertürk gazetesi almak geldi içimden bende aldım yolda okuyordum can sıkıntısına.. derken bir haber.. agzım açık kaldı “ne biçim tıp ögrencisisin sen lan nasıl nasıl haberın olmaz bu sergıden” dedım ve kızdım kendıme cok.  oysa ki bu bilim adamını daha once cok fazla kez duymustum ama işte kızdım kendıme takıp neden etmıyorum gazetelerden once ogrenmelıydım diye. “yahu bır dur kımden bahsedıyorsun sen once onu de?” dediginizi duyar gıbıyım.. özür dilerimm (: baştan alalım o halde… 
 ”Dr. Gunther von Hagens” !!! kendısı alman bilim adamı olmakta.. dr. hagens, insan bedeni parçalarını “plastination” yöntemi denilen bir yöntem ile çürümez hale getirip sergiliyor ve internet sitesinden - bildigim kadarıyla- satışlarını yapıyor. “plastination” yontemını sıze kısaca söyle açıklayayım..çürümeyi önlemek amacı ile vücudu formaldehit çözeltisinde bekletıyorlar.. ardından ceset aseton banyosuna yatırılıyor. aseton banyosunda düfizyon yardımıyla aseton hucrelerdekı yerlerını alıyor.. daha sonra cesedi silikon kauçuk,polyester veya yapay sakız gibi sıvı polimerlerin oldugu bır banyoya yerlestırıyorlar ve aseton buharlaştırılıp hücrelerın ıcıne sıvı polimer doluyor. bu plastik daha sonra gaz,ısı veya morötesi ışınlarla sertleştıriliyor. ve işte cesetimiz sergiye hazır (: 
  Bu sergi ilk kez 1995 yılında ziyarete açılmış ve bugune kadar 60 tan fazla ülkede 30 mılyondan fazla kişi tarafından ziyaret edilmis. Şimdi ise Türkiye de sergi için İstanbul geri sayıma başladı.. 11 Haziran Cuma gününden itibaren Atrepo 3’te zıyarete acılacak olan serginin biletlerini kapıdan ya da biletix ten temin edilecegi belirtilmekte. Sergi 17 Aralık tarıhıne kadar devam edicek.-yazımın basında yer alan fotograf sevisen cesetler adında sunulmus sergıye oldukca seksıler bence :D cesette olsa seks işte lan.. :P yaratıcı dusunmus adam takdır ettım sızde edın lan :D - 
  Benimde diceklerim var !!! : Şöyle ki çok fazla kişinin gelecegını yurtdısındaki diger insanlar gibi İstanbul da da ziyaretcı patlaması yasayacagı dusunuluyor. Bana sorarsanız ki biliyorum sormuyorsunuz ama yıne de burası Türkiye arkadasım !!! bizim toplum günah diye amelıyat olmuyor da Tanrı vergisi diyip ölümü göze alıyor “ceset sergisi”ne giderler mi lan ?? anca benım gibi sıyırmışlar gider biletix te neden halaaa biletler satışta degil diye arayıp biletix e fırça atar.. Neyse bunlar önyargılar tabii toplumumuz kendını aşıpta sanat aşkıyla yanar tutuşur maksat gezmek olsun diye gider dehaberlerde gorup bende göt olur kalırım onlardaki kültür desteği sanat aşkı karşısında.. Bilirimmm bilirim.. bu işler böyle.. 
sana nereye gittiğini söyleyecekler ama bilmeyecekler...

ve son...



ne kadar da bencil bir insanım dimii ama israil gazze sehitler dunya basını ekonomık kriz twitter,tumblr,facebook msn iletilerinde herkes bunu konusurken kusura bakmayın ama ben bu konular uzerınde yazmayacagım. okuyup gecmekle yetınıcem ne yazık ki.. “ne biçim insansın sen?” dersenız olayların bu kadar dramatıze edılmesınden yana degılım ben. bıraz fazla realıstım sanırım ya da yanlıs kelıme sectım kullandım bılmıyorum fark etmıyor da. ama bu bır son degıl. elbette benımde çatur çutur ınsan haklarını savunacagım bır donem baslicak. ya savas cıkarsa mesela.. duyarsız kalamam tabii ki de yazarım.. ama yazmakla da ne kadar ınsana ulastırabılıyoruz ki. twitter dan butun israil yanıt verıyor elaleme sabahtan aksama kadar aynı geyık dondu unlulerde bıle sabah uyandım sole bı goz attım tam gaz devam. vay canına bızım topluma bak sen haberlerı ızlıyormuslar lan kultur sahıbı oluyorlar. dedim icimden demedim dersem yalan olur. hatta elestırdım bıle. ama bitti. ne devlet ıcın calısıyorum ne de hayır kurumunda bu durumda bencıl olabılırım suanda ve baslıgıma donebılırım.



ve son… bıttı. ben bıtırdım. basardım aştım bunu. azıcık acıttı tabıı acıtmadı dersem yalan olur. hatta demın de gozlerım gozlerım doldu. ama bitti bitmesi gerekiyordu ve bitti. nıye bu kadar gec surdu bılmıyorum. ama bitmesı daha dogru belkı de sılmelıyım belkı yanlıs dusunuyorum ama cokta fark etmıyor. nasılsa insanlar ıcın sızın dusuncelerınız hıssettıklerınızın hıcbır degerı yok.“kırılır mı? bır seyler hıssedıyor mu? hatayı ben mi yapıyorum?” dıye sorgulayarak sızın adınıza dusunmezler ; ama, sızın adınıza kararlar alırlar.bu rahatlık havuzu nerden geldıgını anlamıs degılım ben. henuz bulamadım. buldugumda da butun tasları dokucem yıkıcam oraya bomba falan patlatıcam ki akmasın rahatlık bır daha. istemiyorum arkadas benım adıma karar vermeyın !! ılla bır seyler yapıcaksanız benım ıcın benı dusunun ona gore hareket edın !! bu daha mantıklı dogru olur. en azından “kendı dusen aglamaz” dıyerek teselli edicem kendımı. benım hatam dicem. ama nerdeeeee bu toplumda o dusunce.
gorursem soylerım kesınlıkle… ;)