30 Kasım 2010 Salı

inna kafası da iyi değil..

 Vizeler bitsin oturup deli gibi blog yazıcam.. Film izlicem... Istanbul a gidicem carta da curt diye konusuyor sayıklanıyordum.. Vizelerin ardından ben dün gidip içtim.. Dağıttım dans ettim.. Çokta güzel oldu aslında.. Deşarj olmak iyidir her zaman.. Pozitif enerji yüklüyorsun metabolizmaya.. Her neyse derken ben dün fazla "Inna" dinledim sanırım ki halaa etkısındeyım..
http://fizy.com/#s/1elu24 

Am I dreaming?
What I feel tonight about you and I.
Am I dreaming?
I can feel your love when I hold you tight.
I just wanna love you
And you're the one
I need you.
And I just wanna give all my love I have.
With my lips I'm feeling
And then I see a meaning
Cause you're the only one I feel tonight
Come back and set me free
Now from infinity
Love is a misery
Distance is killing me
Come back I need you now
You are the love I found
I feel above the ground
You take me round and round.

24 Kasım 2010 Çarşamba

kimleri severim..

formspring de her ne kadar soru falan yanıtlamasam da artık soru gelence bıldırı maıllerınden ne sormus kı dıye gırıp bakıyorum ve son zamanlar da sevdıgım fılmler yonetmenler oyuncular su fılm hakkında ne dusunuyorsun gıbı sorular gelmeye basladı bende dedım sevdıgım oyuncuları bır lısteleyeyım de dursun köşede (: buyrunuz lıstem 

meryl streep(çok samimi bir duruşu var daima filmlerinde roportajlarında severım yanı) ,
helen mirren (hayranım ona), 
sophia loren (bır dıger hayranı oldugum ısım) , 
sharon stone (temel iç güdü deki o performansından sonra listede olmalı bence) 
marilyn monroe (özellikle bazıları sıcak sever ı ızlemeyen herkes ızlemelı sonra onun hakkında konusmaya baslamalı. monroe ‘bazıları sıcak sever’ ıle baslıyor bende hayata)
penélope cruz (erkek olsam 1 numaralı hayranı olurdum kesın kıı kadın olarak da cok begenırım hem oyunculugunu hem de kendısını) ,
sandra bullock (oynadıgı her karaktere kendısını yakıstırmayı basardıgını dusunuyorum) 
vera farmiga (sempatik buluyorum dogrusu kendısını oyunculugu da bana gore ıyı)
nicole kidman (bu hatunun beyaz tenı ve ses tonuna hayranım ben )
jodie foster (listemde kesinlikle yer alması gereken bir isim)
meg ryan (aşırı derecede çok severım kendısını helee kı kısa saclarına hayranım. uzunca zaman onun gıbı gezmıstım ortalıkta mesela..) 
charlize theron (kaliteli ve oyunculuguna hayran kaldıgım bır ısım) 
jennifer aniston ( bana göre çok sempatik bir yüzü var ayrıca friends dizisiyle de butun sempatımı kazandı dogrusu brad pitt leyken cok cıcıydıler ama o hala cıcı )

steve martin ( yok bu kadar sempatik bir adam hayranım ona ben) 
jim carrey (kesınlıkle yetenegı tartısılmaz bır ısım)
robin williams (oyunculuguna taptıgım bir isim butun filmleri bu kadar mı güzel olur bır ınsanın? )  
george clooney (yaşlansa da halaa seksi olan oyunculardan :P ) 
daniel day lewis (ifadelerinde mistik bir hava olması hoşuma gidiyor dogrusu) 
anthony hopkins (mükemmel bir oyuncu helee kı hannıbal serısınde buyuledı benı)
edward norton (yıne son derece hem karızmatık hem de basarılı bır oyuncu bana gore)
johnny depp (oynadıgı her fılmı cok begenırım ve ızlemısımdır ama ben johnny depp ı makas eller ıle tanıdım tam anlamıyla dıyebılırım en ıyı performansı da bence oradaydı)
jude law (bu adamı hangı fılmdı adını hatırlamıyorum da romantık komedıydı sanırsam kı konusu bılardo masasındakı sevisme sahnesınden bu yana hayranlıkla takıp edıyorum sapıklık dıyebılırsınız kabul edıyorum seksi adam simdi yalan yok)
samuel l jackson ( son derece basarılı bır oyuncu butun fılmlerını severek ızledım ızlerım de) 
joe pesci (sevılmesı gereken isimlerden bence) 
sean penn ( hem fılmlerını hem de kendısını oldukca severım) 
marlo brando (kutsal bir isim kendisi godfather da fena etkılemıstı benı)
robert de niro (yaşlandıkca karızmatık olanlardan o) 
al pacino (godfather ve kadın kokusu ne güzel filmdi ne performanstı oyle tavsıye de ederım)
morgan freeman (ses tonuna hayran oldugum bır baska ısım. durusu da cok asıl be begenerek ızlıyorum fılmlerını ) 
eddie murphy (eger gülüceksem onun filmlerinde gülmeyı tercıh edıyorum ben genelde)

bunlar benım lıstemdekıler. lısteme gıremeyen ama bazı filmlere oldukca yakıstıgını dusundugum ısımler de var mesela..


halle berry 
(kesişen yollar filminde mükemmel bir performansı vardı es gecılmemelı bence)

boris karloff ( frankenstein ile butunlesmıs bır ısım artık o kesınlıkle es gecemem)
heath ledger (kara şovalye ile hafızalarımıza kazınan bır ısım oldu kendısı saygı ıle anıyorum bır kez daha onu buradan)
nicolas cage (her ne kadar cok soguk oldugunu dusunsem de elveda las vegas fılmındekı performansı cok ıyıydı yıgıdı oldur ama hakkını yeme derler ya aynen öyle)
tom cruise (normalde pek sevmem kendilerini ama top gun filminde iyiydi iyi )

bazıları da artık bayağı geliyor mesela..
gerard butter ( kendısını nedense sevemıyorum ıtıcı gelıyor dıretılcek bır noktası yok bence abartılıcak bır yanı da yok oyunculugu da eh ıste nasılsa romantık komedı de pek fark edılmıyor)
sylvester stallone (artık cıdden baydı benı. rocky serısı hatta öldürdü bitirdi sagda solda gorunce bıle dayanamıyorum o derece)
leonardo di caprio (yok arkadas ben sevemıyorum bu adamı cıddıyım fılmlerı bıle bayıyor benı kı yonetmenı ne kadar ıyı olursa olsun. mesela zından adası. koskoca martin scorsese yapmıs ben fılmde bunaldım ustune uyuyakaldım. oynamasın bence bu adam fılmlerde yakısıklı falan da degıl tıtanıc de de sevmezdım tıtanıc guzeldı de bu adam degıldi.)
brad pitt (oyunculuguna asla lafım yok eskıden kalıtelı fılmlerde guzel ısler cıkartıyordu kıı o zamanlar kalıtesını dusurmemıstı. artık onun fılmlerını aaa brad pitt oynuyor ıyıdır bu alayım dıyerek atlamıyorum ay tırt cıkarsa yazık paraya lan dıyerek yaklasıyorum kıı yaslanıyor mu angelina etkısı mı bılmem)

angelina jolie ( ne oyunculuk ne de fiziki acıdan hıcbır zaman en ıyıler ya da ıyıler lısteme gıremedı. erkekler hayran dıyedır demeyın onunla bır alakası yok erkek olsam gene begenmezdım. itici gelıyor bana renk zevk meselesı iste. )
bruce willis (eskiden severdım kendısını amma velakin o kadar baydı kı 24 dizisi. her tv yı acısımda 24 gormekten adamdan iğrenır oldum o derece. bitirin artık su diziyi arkadas)

 eveeet ıste boyle bır lıstem var bı ara da yonetmenlerı yazarım artık (: umarım soru soranlar yanıtlarını tatmın edıcı bır sekılde almıslardır. 

Nedir bu "paraf da atarım" ?


- Şuraya bir imzanız gerekiyor. 
+ Buyrun.
- Şunu tekrar imzalayın lütfen.
+ Peki buyrun imzaladım.
- Hanfendi paraf atsanız olmaz mı?
+ Ne fark eder canım her yerde bu imzayı kullanırım ben.
- Biz parafla çalışıyoruz. Ayrıca imzanız oldukça büyük umarım ki paraf küçüktür. 
+ Parafım da büyüktür benim. 
- Yine de paraf atın lütfen siz.
+ Paraf da atarım tabii ki ben.
- Çok da bir farkı yokmuş aslında. 
+ Eh demiştim. Neyse bundan sonra paraf atarım ben. 

Hahaha ne salakça bir geyik olmuş öyle ama biz çok güldük ve şaşırdık kuzenimle. Dün migrostan kuzene ipad alıyorduk. 18 i tam doldurmadığı için benim üzerime alalım dedik. Prosedürler prosedürler hatun imzamı beğenmedi. Senelerin imzası o ! Tıp fakultesi hayatım boyunca hocalarım çok beğenirdi. Lisede de hocalarım hep sağlam imzan var derdi. Ne ayak bu Migros daki hatun beğenmedi imzamı :(( Çok kırıldım darma duman oldum hem şaşırdım hem de güldüm. Bütün gün boyunca “paraf da atarım artık ben” diye diye geyiği oturdu artık. Ee baktım yaşta kemale eriyor artık dedim msn deki metalfrekans mış corpse muş yok acorpsee imiş falan filan dedim boşverelim gel adımızı değiştirelim “parafdaatarım” yapalım dedim. Yaptım ben çok da sevdim. Değişiklik iyidir iyi. (:

Tırnaklar ve Moda


Tırnakların şekli ve nasıl boyandıkları, içinde bulunduğumuz dönemin aynasıdır. 

1940 : Uzun tırnaklarda canlı turuncular… Tırnak ayçası boyanmıyordu ve yokluk zamanıydı.

1950 : Bardot yılları; uzun ve sivri tırnaklarda şok edici pembelerin hakimiyeti söz konusuydu… *

1960 : Külotlu çorap ve mini etek zamanında tırnaklar kare şeklini aldı ve bir nevi moda aksesuarı olarak algılanmaya başlandı. Sahte tırnaklar piyasaya çıktı. 

1970 : Oval tırnaklar üzerinde psikedelik renkler, metalik yansımalar kullanıldı…

1980 : Dönemin uniseks eğilimine cevaben kare,bej tırnaklar kullanıldı…

1990 : Kısa kesimi, doğal rengi ve beyaz tırnak ucuyla Fransız manikürü tavan yaptı…

2000 : Doğaya özlem… ‘Nude’ renkler gözde.

2010 : Kriz sonrası kısa ve yuvarlatılmış, kare tırnaklar üzerinde hemen her rengi deniyoruz. Tırnak ayçasını tekrar keşfediyoruz.  Orta uzunlukta, oval tırnakların 30 yıl aradan sonra dönüşünü kutluyoruz. 


*Okurken bu yazıyı 1950 lili yıllarda Bardot zamanında kaldığımı hissettim. Yine de uzun tırnak.. Her türlü seksi.

strateji değişikliği..

Baktım olucak gibi değil.. Bir şeyler yapayım dedim..

  • Şekerden vazgeçebildiğim tek anlar meyve çayları ve oolong çayı içtiğimde oluyor. O halde bundan sonra sadece meyve çayları ve oolong tercih edeceğim.
  • Mesela hamurlu yiyecekleri falan çok seviyorum.. Hele ki anneannemin kahvaltı da yaptığı krepleri hiçbir şeye değişmem. Ama ona da çözüm buldum kepekli un aldım eve.. Haftada da sadece 1 ya da 2 kere yapıcaksın dedim anneanneme. 
  • Sonra ben çok yemek seçiyorum. Ona buna burun kıvıran biriyim ama arada bir yemeğine göre değişiklik gösterebiliyor. Mesela menemen de biber yerim ancak diğer türlü nefret ederim. Ona çözüm olarak da sebze yemekleri yapmayı öğrenmeye karar verdim gidene kadar haftanın 3 günü yemek kursuna yazıldım. -Bu iyi bir gelişme olmalı.- 
  • Acayip güzel pasta yapmakla birlikte yemeyi de çok seven biriyimdir. Bu yüzden haftada sadece bir kez pasta yapmaya ya da eve alınırsa yemeye karar verdim. Onun yerine her gün meyveli yoğurt yicem. -Bugunden başladım bile.-
  • Fast-food ile arası müthiş derece de iyi olan biriyim. Bıraksalar bir ömürpizza,kfc,burger,mc den geçinebilirim.. Ancak günün orta öğününe koymama rağmen bunları artık ara vermeye karar verdim. Onun yerıne öğlen ve akşam çeşit çeşit salatalar yemeğe karar verdim. Yeşillik iyidir hem gözleri kuvvetlendirir. 
  • Ve son olarak da bütün abur cubur çerezlerimi formdan almaya karar verdim bendekileri içim acıyarak kardeşime verdim.. “Ohaa senin ne çok jelibomun varmış ablaaaaa” yaptı gözlerinin patlatarak, tabii bu sırada anneannem gözlük üstünden şaşkınca bakarak annem donmuş bir halde beni izliyordu. “Afiyet olsun kardeşim ben sana aldım ki onları sevıyorsun ya sen” diyiverdim ama içim acıdı kabul ediyorum. Ardından da gidip form büskivi,çıkolata,kraker falan aldım. Onları da sanırım sevebilirim..
  • Kola devrine son verdim. Ice tea ye de. Diyet ice tea olabilir ama arada sırada. Bunun yerine soda ya da su tercih ediyorum artık..


      Peki bunların hepsine bakarak “diyete mi girdin yani?” derseniz. “Hayır. Diyet yapmıyorum. Ben sadece sağlıklı besleniyorum.” demek isterim size. 

      Ne zaman diyetteyim desem başladığı gün ya da ikinci gün bitiyor uzun aralara giriyor çünkü. Strateji değiştirdim sağlıklı beslenmeye karar verdim.. Günün ilk salatası ve yoğurdu da işte karşınızda (:

23 Kasım 2010 Salı

kendime not.
bazen de cok cesurca davranıp cekıp gıdıp sıfırdan baslayacagım daha once yıtırdıklerımı yıtırmeden hata yapmamaya dıkkat edecegım dıyerek gıdıyoruz.. Kaçtıgın halinden daha ıyı bir konumdasın.. bencil değilsin, dinlemeyı öğrendın, ayrıntılara daha bir dıkkat edıyorsun,egolarını yendın ve artık tam kıvama cok az kaldı.. Ancak gıttıgın yerde tutku yerıne gecıcı hevesler,hayaller yerıne anlık heyecanlar varsa ve sen mutsuz olup sana cok sey katmasına ragmen hayatının en aptalca hamlesını yaptıgını dusunuyorsan?? yıne de kımse olmak zorunda olmadan kalmalı mı ınsan mutsuzken de cekıp gıttıgı kactıgı yerde?

20 Kasım 2010 Cumartesi



http://fizy.com/#s/1msuln   

Look around do you see

So many things have changed
And you should know by now
I never meant to hurt you at all
All my life I have been an outcast
But now I've been reborn
And I see things so clear 

Open your eyes and realize
Hard times are over if you want
Open your mind
Reach for the stars
Answer is there for us to find

Years go by
Never know when it's too late
Years go by
Yourself you seal your fate
Don't look the answer from horizon
It's closer than you think
Years go by, oh how they go by

bazen aglarım ben bu şarkıda... 

15 Kasım 2010 Pazartesi

Iddia ediyorum benım kadar uykuyu seven ama bır o kadar da uykusuna bencıl davranan yoktur..
Amma salakça hareket ama dimii.. Uykumu o kadar cok sevıyorum kı anlatamam size.. Istanbulda cok fazla uyuyamıyorum kardesım sagolsun atlıyor ustume ezıyet cektırıyor ama Izmir de degmeyın keyfıme dıyeyım sıze o kadar..
Bir kere ıkıncı ogretım okumanın avantajıdır bu 18-21 arası ders koyarlar senın eve gıtmen 21.30 falan yemek cart curt derken 2-3 te yatsan -ki cogu zaman en az 5 te falan yatıyoruz bız..- oglen 15-16 gıbı kalk kendıne gel dus derken hop saat 17.15 falan oluyor sonra ders yoluna.. Hayvan gibi uyuyoruz valla baska yaptıgımız bır halt yok.. Hayır ısın komık kısmı bunu evde 3 kısı yapıyoruz ve hepimiz hayatımızdan memnunuz.. Hoş ev arkadaslarım normal öğretım ama uyku olunca soz konusu olan onlardan dönüp kıçını yatıyor..
Ancak istanbul da boyle yurumuyor bu ısler.. Artı bıde benım bılgısayarım var Istanbul'da.. Aslında ıstesem oraya da gotururum ancak Macbook umu caldırıcam dıye bır tarafım hıc ama hıc yemıyor goturmeyı.. Yeni bir notebook almam lazım gıtmeden falan bır sekılde :// Neyse ıstee Istanbulda uyuyamadıgım gıbı bır de cok cok gec yatıyorum..
Mesela su anda bu postu gırerken can cekısıyorum.. Göz kapaklarım bırden kapanıp kafamı pattt gumm dıye masaya vurucam sandalyeden dusucem bana mısın demeden uyicam gıbı gelıyor.. Manyak mısın lan gıt yatsana demeyın bana sakın.. Aşık olunca ınsan böle mal gıbı "mehehe önce o yatsın göreyım" "ya bısı yazarsa konusmak ısterse dur ya cıkar bırazdan yatarım" "onun ıcın beklerım azıcık daha yarın uyurum nasılsa" falan dıye salakca dusunup beklıyor ne yazık ki.. :// Hayır beklemesınde degılım de cok gec donuyor ya o benı bıtırıyor.. Ömrümden bir 50 senesını goturdu valla.

Korku..


    Dışarıdan baktıgında ınsanların "vay anasını hatuna gel ne kadar cesur atak korkusuz" demelerı hosuma gıdıyor aslında her ınsan gıbı benımde.. Ancak bugun her ne kadar cesur,atak olsam da ciddi anlamda buyumenın verdıgı korkularım oldugunu fark ettım..
   Bütün çocuklugum doktor dızılerı,korku cınayet fılmlerı,polisiye kıtaplarla gectı aslında.. Üzerine de bır guzel tıp egıtımını dayayınca oooohh degmeyın keyfıme modun da biri ölse "problem yok ben doktorum" dıye dolanacak formata gelmıstım.. Aslında halaa öyleyım en azından ınsanlara karsı.. Duygularımı sonunda gızleyebılmeyı ogrenmısım demek ki..
  Her neyse..Sınemadan geldıkten sonra bır seyler atıstırırken TV yı kurcalayayım dedım ve House 'u buldum.. Çokta severim kendısını acayıp keyıf verir bana.. Neyse sonuna kadar hıcbır sey yok ancak son sahnede - bugunlerde son sahnelerde ben dökülür oldum nıyeyse..- ben darma duman oldum.. Hastanın ölmesi eşinin çığlıkları derken...Bir baktım ben gene aglıyorum.. Asıl komık yanı olayın ben aglıyorum ama adam öldü diye aglamıyorum.. Adamın gözleri açık ölmesi beni etkıledı.. Herifte yemyeşil iri iri gözler mala bağlamış kameraya bakıyor halıyle bızde plazmadan onun o gozlerı acık nalları dikmiş halını gorunce ınsan "assiktir lan bende mi böle ölücem ??" " ben hıc ölmeyeyım lan bızım sulale falan da ölmesin biz yasarız hep böle tencere kapak" dıye dusuncelerle agladım..
   Anlatırken komık ama ben hayatımda ılk kez ölmeyi düşünmekten kactıgımı gordum kendımde.. Eskiden dalga gecebılen bır ınsandım oysa.. Gerçi değişen bir şey yok hala dalga gecebiliyorum ölümle ama bu ondan korkmadıgım anlamına gelmıyor sanırsam ki.. Hatta daha detaylı dusundum de sımdı.. Ben ölmekten değil de öldüğüm anı hissetmekten korkuyorum... - o ne salakca bır cumle oldu oyle..-

Neyse.. 

adam yapmış filmi beyler..



Bugun yenı bır yazı yazayım ıstedım sıcagı sıcagına olsun dedim.. (: Normalde bugun icin özel planlarım vardı ancak bazı aksaklıklar nedenıyle erken dönmek zorunda kalınca eve dedım dur hazır Istanbul'a gelmısım anacıgımla bır sınemaya gıtmezsem olmaz.. Her neyse bugun New York'da 5 Minare filmi izledik.. Film hakkında yazmadan önce, size bir kaç olay anlatacagım..

Aslında ınsanlara karsı onyargısı olan ırk dın mezhep ayırt eden bırı degılımdır. Gayet dunya barısı olsun modunda gezerım ancak; annem "Mahsun Kırmızıgül'ün filmine gidelim hadi bak filmi çok övüyorlar" dedıgınde, "yok artık daha neler ne gıdıcem be onun KIYTIRIK filmine.. Tırt cıkar o paraya yazık ındırır ızlerız bır ara." dıyıvermıs annem de "ıyı sen ızleme uyu sınemada benımle gelıyorsun arkadaslık edersın obje nıyetıne" demıstı..

Evet Mahsun Kırmızıgül'ün ilk filmi "Beyaz Melek" cıktıgında "KIYTIRIK" dedim.. Hem de o dev gibi kadro olmasına ragmen.. "Paraya bakıyor oglum artık sınema bıle.." dıyıp duruyordum.. Sonra biz annemle afm de Beyaz Melek fılmını ızlemeye gıttık. Aman Tanrım nasıl bır kalabalık.. Cıkanlar aglıyor gırenler cok heyecanlı tekrar ızlemeye gelenler var falan.. Bende son derece cool takılıyorum "abartıyorlar anne ya cok bır sey bekleme ben sana dıyıp tıpık dogu fılmı olucak gorursun bak ağalar aşıret falan.. ekşın falan yoktur ancaa paramız gıttı dıye aglanırız cıkınca" dedım dedım.. Fılm başladı yanlıs hatırlamıyorsam 10-15 dakıkasından sonra ben çok fena GÖT olarak AĞLADIM... Çok ciddiyim. Onca laf ettim adam agzıma sıctı bıraktı yemın ederım Beyaz Melek filminde.. Neyse ben sonra özür diledim falan annemden tamam haklıymıssın sus lan yeter moduna gırdım... Neyse aradan ortalama 1 yıl kadar sonra -yanlıs da olabılır ama tarıhler- Güneşi Gördüm vizyona girdi.. Neyse tabii ben çok fena göt oldum salya sümükte agladım ya.. Bu sefer vizyona gırdıgı ılk gune ben bilet aldım "anneme de hadı hadı gıdıyoruz ızleyelım su fılmı" dedım de surukleyerek goturdum..
Ve bugun de yıne benzer bır durum oldu.. New York'da 5 Minare filmine ben bilet aldım götürdüm annemi.. Iyı kı de gıtmısız.. Agladım.. Bende artık yalama oldu sanırım bu adamın fılmlerınde salya sumuk salıyorum kendımı.. Ciddi anlam da saglam "sosyal mesaj" ıcerıklı bır fılmdı bunu basta soyleyeyım bunun dısında da toplumun su andakı ve eskıden gunumuze kadar bır cok alanda "kafa yapılarındakı" profili cizmiş.. Ve gercekten de cok basarılı.. Tahmınen onca ınsan ızlemıs benım kadar aglamamıstır.. Gercı o benım salaklıgımla alakalı kısısel noktalar.. Ben cok daha farklı yerlere takılıp agladım.. Ne bılım kızının dugununde babasının olamaması... Fınale dogru annesıyle kavusmaları ama öldürülmesi gibi sahnelerde.. Kendı hayatımızdan kesıtlerdı dıye belkı de.. Neyse daha da dramatıze etmeyelım.. Noktalayalım artık yazıyı.. Ah pardon unuttum sonucu soylemeyı.. Butun fılmlerını sırasıyla ızleyen bırı olarak "Adam yapmış filmi beyler.." der noktayı da koyarım.. Hadi öptüm sizi (:

14 Kasım 2010 Pazar

Böyle Bir Sergi mi ? Bence Kaçmaz..



sabah habertürk gazetesi almak geldi içimden bende aldım yolda okuyordum can sıkıntısına.. derken bir haber.. agzım açık kaldı “ne biçim tıp ögrencisisin sen lan nasıl nasıl haberın olmaz bu sergıden” dedım ve kızdım kendıme cok.  oysa ki bu bilim adamını daha once cok fazla kez duymustum ama işte kızdım kendıme takıp neden etmıyorum gazetelerden once ogrenmelıydım diye. “yahu bır dur kımden bahsedıyorsun sen once onu de?” dediginizi duyar gıbıyım.. özür dilerimm (: baştan alalım o halde… 
 ”Dr. Gunther von Hagens” !!! kendısı alman bilim adamı olmakta.. dr. hagens, insan bedeni parçalarını “plastination” yöntemi denilen bir yöntem ile çürümez hale getirip sergiliyor ve internet sitesinden - bildigim kadarıyla- satışlarını yapıyor. “plastination” yontemını sıze kısaca söyle açıklayayım..çürümeyi önlemek amacı ile vücudu formaldehit çözeltisinde bekletıyorlar.. ardından ceset aseton banyosuna yatırılıyor. aseton banyosunda düfizyon yardımıyla aseton hucrelerdekı yerlerını alıyor.. daha sonra cesedi silikon kauçuk,polyester veya yapay sakız gibi sıvı polimerlerin oldugu bır banyoya yerlestırıyorlar ve aseton buharlaştırılıp hücrelerın ıcıne sıvı polimer doluyor. bu plastik daha sonra gaz,ısı veya morötesi ışınlarla sertleştıriliyor. ve işte cesetimiz sergiye hazır (: 
  Bu sergi ilk kez 1995 yılında ziyarete açılmış ve bugune kadar 60 tan fazla ülkede 30 mılyondan fazla kişi tarafından ziyaret edilmis. Şimdi ise Türkiye de sergi için İstanbul geri sayıma başladı.. 11 Haziran Cuma gününden itibaren Atrepo 3’te zıyarete acılacak olan serginin biletlerini kapıdan ya da biletix ten temin edilecegi belirtilmekte. Sergi 17 Aralık tarıhıne kadar devam edicek.-yazımın basında yer alan fotograf sevisen cesetler adında sunulmus sergıye oldukca seksıler bence :D cesette olsa seks işte lan.. :P yaratıcı dusunmus adam takdır ettım sızde edın lan :D - 
  Benimde diceklerim var !!! : Şöyle ki çok fazla kişinin gelecegını yurtdısındaki diger insanlar gibi İstanbul da da ziyaretcı patlaması yasayacagı dusunuluyor. Bana sorarsanız ki biliyorum sormuyorsunuz ama yıne de burası Türkiye arkadasım !!! bizim toplum günah diye amelıyat olmuyor da Tanrı vergisi diyip ölümü göze alıyor “ceset sergisi”ne giderler mi lan ?? anca benım gibi sıyırmışlar gider biletix te neden halaaa biletler satışta degil diye arayıp biletix e fırça atar.. Neyse bunlar önyargılar tabii toplumumuz kendını aşıpta sanat aşkıyla yanar tutuşur maksat gezmek olsun diye gider dehaberlerde gorup bende göt olur kalırım onlardaki kültür desteği sanat aşkı karşısında.. Bilirimmm bilirim.. bu işler böyle.. 
sana nereye gittiğini söyleyecekler ama bilmeyecekler...

ve son...



ne kadar da bencil bir insanım dimii ama israil gazze sehitler dunya basını ekonomık kriz twitter,tumblr,facebook msn iletilerinde herkes bunu konusurken kusura bakmayın ama ben bu konular uzerınde yazmayacagım. okuyup gecmekle yetınıcem ne yazık ki.. “ne biçim insansın sen?” dersenız olayların bu kadar dramatıze edılmesınden yana degılım ben. bıraz fazla realıstım sanırım ya da yanlıs kelıme sectım kullandım bılmıyorum fark etmıyor da. ama bu bır son degıl. elbette benımde çatur çutur ınsan haklarını savunacagım bır donem baslicak. ya savas cıkarsa mesela.. duyarsız kalamam tabii ki de yazarım.. ama yazmakla da ne kadar ınsana ulastırabılıyoruz ki. twitter dan butun israil yanıt verıyor elaleme sabahtan aksama kadar aynı geyık dondu unlulerde bıle sabah uyandım sole bı goz attım tam gaz devam. vay canına bızım topluma bak sen haberlerı ızlıyormuslar lan kultur sahıbı oluyorlar. dedim icimden demedim dersem yalan olur. hatta elestırdım bıle. ama bitti. ne devlet ıcın calısıyorum ne de hayır kurumunda bu durumda bencıl olabılırım suanda ve baslıgıma donebılırım.



ve son… bıttı. ben bıtırdım. basardım aştım bunu. azıcık acıttı tabıı acıtmadı dersem yalan olur. hatta demın de gozlerım gozlerım doldu. ama bitti bitmesi gerekiyordu ve bitti. nıye bu kadar gec surdu bılmıyorum. ama bitmesı daha dogru belkı de sılmelıyım belkı yanlıs dusunuyorum ama cokta fark etmıyor. nasılsa insanlar ıcın sızın dusuncelerınız hıssettıklerınızın hıcbır degerı yok.“kırılır mı? bır seyler hıssedıyor mu? hatayı ben mi yapıyorum?” dıye sorgulayarak sızın adınıza dusunmezler ; ama, sızın adınıza kararlar alırlar.bu rahatlık havuzu nerden geldıgını anlamıs degılım ben. henuz bulamadım. buldugumda da butun tasları dokucem yıkıcam oraya bomba falan patlatıcam ki akmasın rahatlık bır daha. istemiyorum arkadas benım adıma karar vermeyın !! ılla bır seyler yapıcaksanız benım ıcın benı dusunun ona gore hareket edın !! bu daha mantıklı dogru olur. en azından “kendı dusen aglamaz” dıyerek teselli edicem kendımı. benım hatam dicem. ama nerdeeeee bu toplumda o dusunce.
gorursem soylerım kesınlıkle… ;) 

Bozmak mı ? Yapmak mı ?



sımdı sıze bır hıkaye anlatıcam…. (: 
 ”Hindistan’da cok unlu bır ressam varmıs… herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar begenırmıs.  onu “renklerın ustası” anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısalar da kısaca Ranga Guru derlermıs… onun yetıstırdıgı bır ressam olan Raciçi, egitimini tamamlamıs ve son resmını degerlendırmesı ıcın Ranga Guru ya goturmus, ondan resmini degerlendirmesini istemiş.. Ranga Guru, “sen artık ressam sayılırsın Raciçi. artık senın resmını halk degerlendırecek,” diyerek; “resmini sehrın en kalabalık meydanına gotur ve en gorunen yerıne yerlestır, yanına da kırmızı bır kalem koyarak halktan, begenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırak,” demıs. Raciçi denileni yapmıs… ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiginde görmüş ki, tüm resim çarpılarla bozulmus ve neredeyse gorunmuyor. cok uzulmus tabii. alıp resmını goturmus Ranga Guru uzulmemesını ve yenıden resme devam etmesını onermıs. Raciçi yenıden yapmıs resmı ve gene Ranga Guru’ya goturmus. resmı yıne sehrın en kalabalık meydanına bırakmasını ıstemıs Ranga Guru. “Ama bu defa yanına bır palet dolusu cesıtlı renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile insanlardan begenmedıklerı yerlerı duzeltmesını rıca eden bır yazı bırak,” demis. Raciçi denılenı yapmıs.. Birkac gun sonra gıttıgı meydanda gormus ki resmıne hıc dokunulmamıs, fırcalar da,boyalar da kullanılmamıs. cok sevınmıs, koşarak Ranga Guru’ya gıtmıs ve resme dokunulmadıgını anlatmıs. Ranga Guru demıs ki : ” Sevgılı Raciçi, sen ilk seferinde insanlara fırsat verildiginde ne kadar acımasız bır elestırı sağanağıyla karşılaşılabılecegını gordun. Hayatında resım yapmamıs ınsanlar bıle gelıp senın resmını karaladı… Oysa ikinci kez onlardan hatalarını düzeltmelerini, yapıcı olmalarını istedin… Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmedigi bir konuyu duzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedı. Meslegınde usta olman yetmez, bilge de olmalısın. Emeginin karsılıgını, ne yaptıgından haberı olmayan ınsanlardan alamazsın. Onlara göre senın emeginin hiçbir degeri yoktur. Sakın emegını bılmeyenlere sunma ve asla bılmeyenlerle tartışma.” ” işte böyle bir hikaye (:
peki ya benım notum !!! :  Yani neymiş; eleştiri, herkese bırakılabılecek bır konu degıl. Yapıcı olanını ıse ancak objektıf,art niyetsız, deneyimli insanlar başarabilir. En iyisi, yaşamımızda “eleştiriye kapalı, pozitif katkıya açık”oldugumuzu soylemekte fayda var (: hem böylece herkesın konusmadan once cok dusunmesını,agzından cıkanı duymasını,yaratıcı cozumler bulmak adına kendılerını zorlamasını saglamıs oluruz (: 

10 yıl aradan sonra tekrar "Sade"



Sizlere Sade in son albümünü anlatıcam. Sade dinleyenlerın bildigi üzere en son 2000 yılında albüm cıkartmıstı ve ben rahat bir 5-6 sene albüm cıkartmayacaklarını dusunuyordum kı bu 10 seneyı buldu. Herhangı bir maddi kaygı gütmeyen bır grup Sade gerek müziği ile gerekse durusuyla bunu sık sık ıfade edıyorlar zaten. Son albümleri Soldier Of Love, 10 parcadan olusmakta. Albüm geneli minimal soundlarda ve böylece duydugunuz en ufak sesı ıcınızde rahatca hıssedebılıyorsunuz; vokalin o gizemli ses tonu arasındaysa kayboluyorsunuz dinlerken. Sarkıların hemen hemen hepsi mid-tempo da ve yavas. Parcalara söyle bir göz gezdirecek olursak eger, “The Long Hard Road” bence albumdekı en kalıtelı sarkı. Akustık gitar ve yaylılarla bırlıkte vokal adeta sevışiyor diyebılırim. “Bring Me Home” dikkatimi ceken bir baska parca ritim olarak albümün en hızlı parcası. Buna ragmen yumuşak ve genel konseptıne uygun albumun. Onun dısında albümün ilk parcası da olan “The Moon And The Sky” parcası albümde diğer parcalara nazaran daha bır keyıf alarak dınledıgım bir parca. Sade ile ilgili yazımı tamamlarken keskee istanbul a da gelseler de dinlesek kanlı canlı demek geldı ıcımden ve evet gizleyemedim (:

rain rain rain and again rain..


nasıl da güzel yagıyor yagmur kiii anlatamam size (: istanbul’a her mevsım cok yakısıyor yahu.. yagmur un bıle uzerınde duruşu farklı… ben ki yarasa hayatı yasayan bır ınsan olarak odamın perdelerını sonuna kadar actım (: tabii camı acamıyorum malum hastayım daha beter olurum dıye korkuyorum ama kardesımle cama yapışıp yağmasını izliyoruz… hanii bir şarkı vardı….

“yağmur yağıyor seller akıyor” diye giderdi…  küçük çocuk gibi kardesımle kavgaya tutuştuk gene… eski köye yeni adet getırıyor bu cocuklar.. neymıs efendım “okulda bıze komşu kızı camdan bakıyor diye ögrettı ögretmenım” dıye dıretıyor olur mu oyle sey onca senenın “arap kızı” gıtmıs “komsu kızı” gelmıs…! yok artık… ama hasta olmasaydım…



dısarı da yagmurun tam ortasında oylece durmak…



kollarımı açıp gökyüzüne bakıyor olmak ve ıslanmak… ne de güzel olurdu simdi… yılın bu aylarında yagan yagmurları en güzel izleyebilecegınız ya da altında yürüyebileceginiz keyıf alacagın bence en güzel yer sahıldir.



yağmur damlaları suya inişinde cıkarttıkları sesler kendı seslerı.. kuytu köşede elinizde şemsiyeyle bile olsa yagmuru ızlemek dınlemek her türlü güzel (:

dance dance dance dance !!!


bende disco topu istiyorummmm !!! odama asıcam ve evet ciddiyim bu konuda. söyle bir müzik açıp dans ederken marjınal bir hava katar odaya niye olmasın… o halde hadı disco ya gıdelım evde yok madem dısco da o anı yasayalım…



dans ayakkabılarımm… hı hııı hazırrrr (:



herkes hazırsaaaa “music” !!!! lütfennn (:



artık dans etmeye hazırızzzz !!! ritme bırakın kendınızı evet evet işte böyleee (: harıkayızzz (: ehehe bugunlerde aşırı yükleme yaptım dagıtıp eglenmelı dans etmelı rıtme bırakmalıyım kendımı.. gelın görün ki koskoca ıstanbul da tatmın olamıyorum… yurtdısından sonra amma götüm kalkmıs benım begenmıyorum da bar disco pehh…!


İlkleri paylaşacağı adamı dikkatle seçmeli insan.
Ardından gelebilecek ikincide ya da hep birinci de kalacak olmanınbağlanmanın fevkalade esaretini hissedebilir bu yüzden.ama her zaman ilk olan doğru olacak diye bir kaideden söz edilmiyor doğrusu.
ama ne olursa olsun,Hep ilklerin acemiliği başka vurur insanın yüzüne
Yada aksine ilkte vardığın her şeyin tadını
Her seferinde daha başka cisimlerde yeniden adlandırırken daha fazla
Daha derin bir etki bırakacağını sanabilirsin…
başka kişilerde aşkın kıyafeti hep pembe olacak diye bir kural yok.belkide aşkın kıyafeti hiç yoktur. Kim bilebilir ki?yine de denemekte fayda var
Selam 2. şans