29 Mart 2011 Salı

Bö.


Bundan sonra mantık çerçevesinde yazmamaya karar verdim.
Sanki öyle bir çerçeveyi sağlayabiliyormuşum gibi.
Bu fotoğraftaki şahsiyet bizzat ben oluyorum.
Hangi kafayla o pozu verdim bilmiyorum ama tahminen boyanın kokusundan kafa olmuş formattaydım ki boyle bır kare ortaya cıkmıs.
Neyse normalde benım annem sac boyama konusu ne zaman acılsa kavga cıkarır ve ızın vermez.
Aslında su anda da ızın aldıgım söylenemez.
İstanbul'a gıttıgımde supriz olacak.
Yicem azarı oturucam kesın de neyse..
Anlayacagınız dayanamadım boyadım ıste.
Balıgım var demıstım ya.
Pazar dı hanı adı.
Heh.
İşte onun adı artık Portakal.
Döneklık yaptık çevirdik adını Cansu'yla.
Neyse Portakal ile aynı renkteyim artık.
Çok güzel bir duygu bu.
Cidden sevdim rengi de.
Ruh halimi değiştirdi.
Keyifliyim..
Gülüyorum..
Eğleniyorum..
Mutlu muyum?
Emin değilim.
Belki..
O değil de bugün bu fotoğrafı Facebook'a yukledıkten sonra cok komik şeyler oldu.
En çok güldüğümde ergenlerden gelen "çıkma teklifleri" oldu.
Çıkma teklifi diye bir olay varmış lan dedim kendime.
Biraz sonraki postta aralarından seçtiğim en komiğini yayınlicam.
Çünkü cidden ben çok fena yarıldım okurken.
Sizinde yarılmanızı ve ben ne zaman sıkılsam o yazıyı okuyup yarılmayı istiyorum.
Bu arada Wordpress'e alıştım ben.
DNS değiştirip Blogspot'a artık girebiliyorken, içimden oraya yazmak gelmiyor.
Yeni başlangıçlar..
Yeni deneyimler gibi..
Öyle işte.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder