15 Mart 2011 Salı

Peki Ya ?


İzmir'in bana kattığı şeylerin de var olduğunu gördüm bu gece.
En basitinden, geçtiğimiz günler de aldığım ve henüz ikinci sayısı olan bir dergi de okuduğum yazı oldukça düşündürdü beni..
Dergiye bakışım orada son derece üstün körüydü diyebilirim. 
Ancak, bir kaç gündür okuyorum da iyi ki o satırları okumuş ve almışım dergiyi..
Meraklılarına derginin adı "Fotoğrafsız". 
Fotoğraf üzerine düşünce dergisi kendisi. 
5 TL gibi uygun bir ücreti var. 
Basit gibi duran ama içinin dolu olduğu keyifli bir dergi. 
-Bulamayanlara fotokopi ile yollayabilirim dergiyi.- 
...
"Görmek, gerçeğin kanıtı olarak yeterince güvenilirdi. Lakin gördüklerimizin inandırıcılığına duyduğumuz güven ne zamandan beri işittiklerimize atfettiğimiz önemden daha fazla acaba? "

Etkilendiniz dimi sizde? 
Beni büyüledi. 
Peki ya gerçekten birkaç satırdan mı ibaret bu diye sordum kendime? 
Derken bu satırları okurken içerisinde "dinleyici" olarak bulunduğum diyaloglardan da etkilenmedim dersem yalan olur..
Bunların birbirleriyle olan bağlantıları bende ilginç aslında.
Tamam tamam çok uzattım direkt giriyorum artık konuya.
...
Klişe laftır ama "kendim için yaşıyorum hayatı" deriz hepimiz.
Durup baktığımızda evet kendimiz için yaşarız ancak bu düşüncenin oluşumunda bile birileri veya bir şeyler muhakkak etkilidir. 
"Karakterin oluşumunda çevre etkili" diyen bilim adamları ve psikoloji kitapları yazan o gereklı gereksiz butun insanlar da haklı aslında.
Yakın bulduğun bir arkadaşından duyduğun eleştiri cümleleri, doğruluğuna "onun tecrübe" diye nitelendirdiği düşüncelerine inanmak zorumuza giderken, tanımadığımız aynı ülkede bile yaşamadığımız biri arkadaşımızın birebir dediklerini kitap haline getirip yayımlayınca bizler okuduğumuz da hemen uygulamaya geçiveriyoruz. 
Kabullenmek zorumuza gittiği için olabilir mi acaba bu? 
Bence öyle..
En yakın gördüğümüz kişilerden, kabullenmeye korktuğumuz, yüzleşmesi ağır gelen gerçekleri duyduğumuzda zorumuza gidiyor. 
...
Ders çıkartıp düşünmek gerekiyor bazen tanıdığımız ya da tanımadığımız X kişinin söylediklerini..
Dünyanın en aptal insanından bile öğrenecek o kadar çok şeyimiz var ki, saçma sapan boş şeylerden de oluşsa, her insanın bir hikayesi vardır sonuçta..
Ben, hayatını sürekli dramatize eden insanları sevmiyorum.
Bana çok yapmacık gelıyorlar..
"Geçmişim de benim şunlar bunlar oldu. Çok acı çektim. Beni kimse anlamadı.Çok yalnızım." diyen insanlar adına bazen gerçekten üzülüyorum.
Şu anda bulunduğun konumda bunların farkında olarak neden anlatma ihtiyacı duyuyorlar ki ? 
Birileri onlara neler yaşadıklarını mı sordu?
Ne gibi acılar çektiklerini merak ettiğimizi mi düşündüler acaba?
Yoksa bu acılı hikayeden sonra vicdan azabı çekip, yanlarında daima olacağımızı hergun arayıp soracağımıza mı inanıyorlardı? 
Eğer öyleyse kendilerini kandırıyorlar.
Herkesin bir hikayesi var dediğim gibi..
Bana sorsanız bende anlatırım saatlerce şunları bunları çektim bunlar şunlar oldu diye..
Ama ne gerek var?
...
Bulunduğun bir alanda hayatında tüm kaybettiğin, sana acı çektiren, boşluğunu yaşadığın her, her şeyi telafi etme imkanı sunulurken sana, neden bu dramatize yeteneği sergisi?
Ne gerek var? 
...
Hemen söyleyeyim..
Bizler doyumsuz insanlarız.
Azla yetinmeyi asla bilmeyen ve elimizde olanları da tutmayı beceremeyenleriz..
...
Eski bir arkadaşım..
Kardeşimin doğduğu dönemler de bana "Senin bir köpeğe falan ihtiyacın var. Sana önce koşulsuz sevilmeyi sonra da sevebilmeyi öğretmesi için.." demişti..
O güne kadar hayatınızda tanıyabileceğiniz emin olun ki en bencil insandım diyebilirim.
Çok kırılmıştım.
Zoruma gitmişti.
Kendimi odama kapatıp ağlamıştım.
Ama değişmemiştim.
Derken birgün kardeşim 3 4 aylık falandı sanırım ya da daha fazlaydı kendıme aldığım gofretı tam açmış yiyecekken bana masmavi gözleriyle bakıp ağzını açıp beklemesi, gülümsemesi, hayatımda ilk kez paylaşmayı ve paylaşmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu öğretmişti.. 
Biraz daha büyüdüğü dönemler de emekliyor falandı sanırım rastgele ben aglarken odama girip küçücük elleriyle silmesi o yaşları "koşulsuz sevmek" böyle bir şeydi işte..
Onunla oynadığım için, ona yemek yedirdiğim, oyuncak aldığım için ya da ablası olduğum için değildi..
İçinden geldiği içindi..
"Sevmek" de onun beni sevdiği için değildi.. 
Kendiliğinden dünyalara değişilmeyecek kadar değerli olmayı başardığı içindi.. 
...
Bazen yaşamadan öğrenemiyoruz hiçbir şeyi..
Ders çıkartmak, anlamak çok zor olabiliyor.. 
Benzer bir örnekte ortasonda falandı sanırım..
"Erkek arkadaşımla dışarıdaymışım gibi hissediyorum." demişti bir erkek arkadaşım. 
Zamanında benden fazlaca dayak yiyen biri kendisi ve halaa yakın arkadaşımdır. 
Her neyse..
Bu lafta çok zoruma gitmişti..
Kabullenene kadar kendimi yemiştim..
Sonra lisede çevremi değiştirip, ilgi alanlarımı daha farklı yönlere çevirerek buldum kendimi..
...

Şimdi düşünüyorum da..
İyi ki erkek gibi de olmuşum o zamanlar..
Ve şimdi de iyi ki bir bayan gibiyim..
Güçlü..
Ayaklarının üzerinde durmayı bilen..
Paylaşan..
Bencilliği yerinde kullanan..
Engellenemeyen bir ukalalık arada olabiliyor tabii :P 
Sevmeyi bilen..
Ve sevildiğini de hissedebilen..
Nerede durması gerektiğini bilen..
Tatlı dille yılanı deliğinden çıkarabildiği gibi, lafı gediğine de oturtabilen..
Yeri geldiğinde kadınlığını kullanıp karşı cinse kur yapabilen..
Yeri geldiğinde de ağırlığını koyup kapıyı gösteren..
Ve..
En önemlisi her geçen gün edindiği bilgiler , tecrübelerle olgunlaşabilen biri olmuşum ben..

Bu noktada da sanırım hayatımda olmaya devam eden..
 Hayatımdan çoktan çıkıp giden..
 Bir kaç saatlikte olsa hayatımda yer alan..
Yüzünü hatırlayamadıklarım..
 Yolda rastgele gördüğüm o insanlar..
 Zamanında beni kırdığını düşünüp ağladığım insanlar..
 Arkadaşlarım..
Dostlarım..
Ailem..
 Ailem en önemlisi.. 
Hepsine sonsuz bir teşekkür borçluyum.. 
İyi veya kötü bana kattıkları her şey için..

Zaman değil belki de ama insanlar.. 
Hayatımızdaki insanlar..
Yan odada olan biri..
Yurtta oda arkadaşımız..
Yemekhanede tanıştığımız biri..
Belki de yolda kıyafetine kafayı taktığımız biri..
Hatta bir mağazada olay çıkaran kadın..
Ya da asaletiyle bizi büyüleyen bir yaşlı teyze..
...
İşte bu kişiler bizi olgunlaştırıyor..
Düşündürüyor..
Kendi içimize bakmamıza neden oluyor.. 
Bu yüzden ben önceliği aileme sunarak hayatımdaki rastgele gördüklerim, ismini unuttularım, katıla katıla güldüklerim, üzüldüklerim, acıdıklarım, mutlu olduklarım ya da mutsuz olduklarım.. Herkese teşekkür ederim..  
Sizlere borçluyum burada "Ben" olarak duruşumu.. 

1 yorum:

  1. blogunu geri aldığına sewndm lan ayrıca ben teşekkür ederm kocaman egomla :P :)

    YanıtlaSil