25 Nisan 2011 Pazartesi

Music Please Vol. 14



Neyin kafasını yaşıyorum inanın bende bilemiyorum..
2. haftaya girdik ben Music Please yazmaya fırsat bulamıyorum..
Aslında yazıyorum da..
Son dakika da vazgeçip taslaklara kaydediyorum..

Neyse dün gecenin çoooook güzel olmasından kaynaklansa gerek..
Acayip keyifteyim.
-Dilimi ısırdım nazara gelmesin.-

Dedim bir şarkı açayım..
Kaybedenler Kulubu soundtrack albumunden.
İlk bu şarkı başladı..
Sonra da nasıl bir keyif verdiyse değiştiremedim ard arda çaldı bu parça..

Peki kimdir Asu Maralman?
1960 ve 1970 yıllarının ünlü şarkıcılarından aslında Asu Maralman..
45 lik plakları olanlardan..
"Bir Görsem Ölmeden" ," Bir O Yana Bir Bu Yana" en meşhur 45'likleri olmakta hatta..

Peki bizimle beraber bu hafta Music Please de hangi şarkısı var?
1980 yılında cıkardığı Bağrı Yanık Dostlara adlı albumle aynı adı tasıyan şarkı bizimle..

Kaybedenler Kulubunde de ızleyenlerınızın hatırlayacagı uzere..
Duzenledıklerı ufak çaplı bulusmada calmaya basladıkları anda elektriklerin kesilip, çakmaklardaki ufak ışıkla herkesin eşlik ettiği şarkı..

Betimlemem çok kötü oldu sanki..
Neyse idare ederin ilaçlardan bu hallerim..

Keyifli dinlemeler efenimm (: 

Aptal ?



Bu insanlar çıldırmış olmalı?
Aptal'lar demek istiyorum ama diyemiyorum..
Oysa diye de bilirim.
Kimse kısıtlayamaz sonuçta.

Aptal,aptal,aptal,aptal'lar..
Çok ciddiyim.
Ne istediklerini..
Ne aradıklarını..
Neyin doğru..
Neyin yanlış..
Neyin yerinde..
Neyin yersiz..
Olduğunu anlayamıyorlar..

Çok umrumda mı?
Hayır değil..

Birkaç gündür blog yazasım bile gelmiyor açıkçası sağda solda gördüğüm insan tripleri yüzünden..
Hasta olmam da ayrı bir teferruat..
Nasıl gereksiz ergenler var ki anlatamam..
"Al defterini eline otur ona yaz Ahtel." diyiverdim..
Bu arada kısa film çekmeye başlıyoruz.
Senaryosu ıvır zıvırlarıyla uğraşıyoruz şu aralar..

Eh ben her zaman diyorum..
Sadece blog yazıyor ve ben "blog yazarıyım" demekle yetinip, dışarı da "hiç"isen..
Hiç'sin dir.

Bunu ukalalık yapmak için ya da benim çok bir şey olduğum için demiyorum..
Önce bıçağı kendime dayayarak..
Söylediği sözler ile davranışları çelişen insanlara hitaben söylüyorum..
Hiç mi hiç gerek yok cidden ben böyle iyiyim..

Huzurlu olmak...
Mutlu olmak..
"O"nunla olmak..
Yetiyor. 

21 Nisan 2011 Perşembe

Soru İşaretleri ve Travmalar.


Normal şartlar altında ben Redd pek seven biri değilimdir aslında.
Ancak bu şarkıyı çok sevdim..
Sözleri o kadar tanıdık yakın geldi ki..

"Bak kendin bile inanmıştın..
Sen tertemiz ve saftın.
Kirli suyunda parıltılar..
Artık bir değerin var.

Akvaryumunda sana başarılar
Biraz sessiz biraz sevgisiz kal..."

diye gidiyor işte şarkının sözleri..
Gel de ağzıma sıçılmadı de şimdi bu sözlerden sonra.

Her şey bu kadar içinden çıkılmaz hale gelmek zorunda mıydı?
Bundan sonra bırakıcam dağınık kalıcak her şey..
Herkes..
Ne zaman toplamaya çalışsam yine dağıtıyorum nasılsa..
Hep bir yıkım..
Hep bir hayal kırıklıkları..
Mücadele etmek olmasın mesela artık..
Bırakayım her şeyi..
O "an" öyle geldiği için öyle yaşayayım mesela..
Şarkı daki gibi ya da biraz sessiz biraz da sevgisiz kalayım..
Ya da en güzeli..
Ben biraz sadece kendimle bir başıma kalayıım..
Kafamı toplayayım..
Düzene koyayım hayatımı..

Şu aralar mantıklı düşünüp karar veremediğimi fark ettim..
Hep bir soru sorma dürtüsü..
Neden sonuç arayışı..
Flu ya olan bir nefret.
Netlik arayışı.
Kendimi kaybediş.

Neyse tamam sustum.

16 Nisan 2011 Cumartesi

Yok Daha Neler ??


Hadi canım oradan denilecek etkinlikler bunlar...
Duyduklarıma inanamadım..
Neler mı var yakın tarihlerde??
Hadi bir bakalım o zaman.. 


23 Nisan 2011 İzmir'de Jay Jay Johanson konseri.
DICE Performance Hall de sahne alacak..
Bilet fiyatları : Öğrenci : 35TL Tam : 40TL 
DICE Performance Hall yerini bilmeyenlere Alsancak'ta Bornova Sokağında..
Bildiğiniz üzere 14 Şubat'ta Istanbul da sahne almışlardı.


Gördüğümde gitmeyeni dövüyorlar herhalde dediğim etkinliklerden biri de Hooverphonic'in Istanbul konseri.
Hooverphonic, Avrupa turnesinin İstanbul ayağı olarak Salon IKSV'de bizlerle olacak..
Etkinlik Biletix'de 18 Mayıs 2011, Saat : 22.00 olarak şu an için yer alıyor..
Bilet fiyatları ise son derece komik rakamlar geldi bana..
1. Kategori : 39,50TL
2. Kategori : 28TL


Aslında bilinen bir konser ama tarihi yaklaştığı için ben bir kez daha hatırlatayım istedim..
James Blunt bu yıl Türkiye'de,Istanbul ve Izmir olmak üzere iki konser verecek..

İlk olarak 24 Haziran 2011'de İstanbullular James Blunt'a doyacak..
Küçükçiftlik Park'da gerçekleşecek konserin bilet fiyatlarına şöyle bir baktığımızda..
Sahne Önü : 215 TL (Oha!!) Normal : 78 TL

Hemen ardından 25 Haziran 2011'de İzmirlilerle olacak James Blunt.
Etkinlik İzmir Arena da gerçekleşecek ve fiyatları..
Sahne Önü : 165 TL Normal : 67 TL

Fiyatları karşılaştırdığımızda aslında Izmir'de izleyebilirim..
Öğrenciyim sonuçta.. 



Ve son olarak bu yıl benim açımdan kesinlikle kaçırmamam gerektiğine inandığım Rock'n Coke Festivali var.
Travis geliyor lan.
Gidilmez mi ?
Gidilir tabii ki de..
Henüz net bir liste yok ortalıkta ama Biletix'in kesinleşen olarak yayınladığı gruplar şöyle;


Ana Sahne
Motörhead
Travis
Skunk Anansie
2 Many DJ’s (Live)
The Kooks
Athena

Alternatif Sahne 
Thievery Corporation
Beach House
Tunng
Gaslamp Killer
FM Belfast

Sonar Sahne
 
The Black Lips
Chapel Club

Ben galiba sadece Travis için bile gidebilirim..
Peki tamam.
Sıkı durun.
Asıl bomba şimdi geliyor..

Bilet fiyatları :
Kamp + Kombine : Tam : 140 TL Öğrenci : 90 TL
Sadece Kombine : Tam : 120 TL Öğrenci : 70 TL

Bence kaçmaz..
Bu yıl düzenlenen diğer elle tutulur etkinliklerden biraz bahsetmem gerekirse..
8 Temmuz da Bon Jovi İstanbulda olacak.
400 TL ,270 TL ,125 TL ,90 TL ve75 TL olarak bilet fiyatları mevcut.

18 Mayıs tarihinde Deep Purple İstanbulda olacak..
160 TL ve 98 TL olarak fiyatları belirlenmiş.

Ve bir de son olarak bu yıl ikincisi düzenlenen Sonisphere Festivali var.
Ancak haddinden fazla yüksek bilet fiyatları bence..
Geçen sene iyi tutması bu yıl fiyatın artmasına ve tek güne indirilmesine neden olmuş sanırım..
19 Haziran da gerçekleştirilecek olan tek günlük festivalin ücreti 520 TL , 295 TL ve 148 TL olarak belirlenmiş..
Sadece Iron Maiden için o para verilir mi bilemedim ama ben vermem şahsen..

Bu arada Amy Winehouse biletlerinde avantaj biletleri tükenmiş.
Gidecekler ellerini çabuk tutsunlar derim ben.

Konserlerde görüşmek dileği ile..

14 Nisan 2011 Perşembe

Eurovision 2011 / Countries S-Z


Eurovision 2011 yazımızın yavaş yavaş sonuna geliyoruz..
San Marino ile devam edelim..
- San Marino : Sanatçı Senit ve şarkısı "Stand By" 

PichiePich : Pek seviyorum, çok tatlı ve şirin geliyor bana.

Parafdaatarim : Garip bir çağrışım ama bana Stevie Wonder'ı hatırlattı.. Ses mükemmel ama tipte iş yok. Stevie Wonder'da hatırlayacağınız üzere kör ve sesi müthişti.

- Serbia : Sanatçı Nina ve şarkısı "Caroban" 

PichiePich : Basit 70'ler kokulu bir şarkı.

Parafdaatarim : Pop, indie arasında sıkışıp kalmış gibi.

- Slovakia : Sanatçı TWİİNS ve şarkısı "I'm Still Alive"

PichiePich : Irlanda'nın dişi versiyonu :D Şarkı tipik radyolarda sıkça duyduğumuz teenage tipi bir şey. :D

Parafdaatarim : Irlanda'nın dişi ama bir o kadar da duygusal versiyonu gibi. Video da ulusal mesaj var gibi tekrar mı izlesek acaba?

-Slovenia : Sanatçı Maja Keuc ve şarkısı "No One" 

PichiePich : Güzel ve kaliteli. Kadının sesini de seviyorum. Farklı bir çekicilik var şarkıda.

Parafdaatarim : Tuttum bu sesi.

-Spain : Sanatçı Lucia Pérez ve şarkısı "Que Me Quiten Lo Bailao" 

PichiePich : Pek sevdiğim söylenemez.

Parafdaatarim : Meksika müziklerine ne denir bilemedim şimdi ama biraz andırıyor gibi. Sesi bir garip gibi geldi.

- Sweden : Sanatçı Eric Saade ve şarkısı "Popular" 

PichiePich : Hiç haz etmiyorum lakin çok düz ve sıradan bir pop geliyor bana.

Parafdaatarim : Bu saç galiba bu yıl moda.. "Hades sıtayla".

- Switzerland : Sanatçı Anna Rossinelli ve şarkısı "In Love For A While"

PichiePich : Biraz daha geliştirilse daha iyi olacak gibi ama ham sanki .

Parafdaatarim : Kontrbas zaafım bugün fazlasıyla açıldı gibi. Ben geçer notu verdim abi. Her ne kadar bende "Merry Christmas" şarkılarını andırsa da.

- Turkey : Sanatçı Yüksek Sadakat ve şarkısı "Live It Up"

PichiePich : Hoş ama bir şeyler eksik gibi..

Parafdaatarim : Şarkı ilk belli olduğunda Twitter'da "Belki üstümüzden Avrupa geçer." diye bir Tweet okumuştum. Hep o geliyor aklıma ve kahkaha atasım geliyor. Ancak, çokta kötü değil. Gerçi "Rimi Rimi Ley" den sonra bana hepsi çok güzel geliyor zaten Türkiye'de.

- Ukraine : Sanatçı Mika Newton ve şarkısı "Angels" 

PichiePich : Yerel bir pop şarkısı. Ortalama listemde.

Parafdaatarim : Bence sesi gayet hoş. Ukrayna'da da zaten ünlüymüş. Punk / Rock / Gothic tarzlarında müzik yapıyormuş.

- United Kingdom : Sanatçı Blue ve şarkısı "I Can"

PichiePich : Ve genç kızların bir zamanlar ki sevgilisi olan Blue yeniden bir araya geldi Eurovision için.. Bu yılın en büyük favorilerinden olan İngiltere, eski başarılı günlerine kazanarak ya da derece alarak geri dönebilir..

Parafdaatarim : Ortaokul yıllarıma geri döndüm resmen. Çocukken kaç kere yalvarırdım anneme sanki annem Eurovision'a gönderiyormuş grupları gibi "Blue gitsin" der dururdum. Kısmet ben eşşek kadar olunca imiş. Bence eskisi kadar iyiler.. Bu arada "Aaa Blue mu dinliyordunnnn??" diyecek olanlara "Evet var mı lan dinliyordum. Konserine de gittim Almanya'da." diyip yorumumu sonlandırayım.

Az sonra genel yorumlarımızla buradayız.. 


Eurovision 2011 / Countries L-R


Sabrınız için teşekkür ederek Part 3'e geçiyoruz.
Part 3'ün açılışını Latvia ile yapıyoruz..
- Latvia : Sanatçı Musiqq ve şarkısı "Angel in Disguise"

PichiePich : Bu şarkının alt yapısını seviyorum. Fakat tipler ve şarkı hiç uyumlu değil bence..

Parafdaatarim : Tipten kaybetseler de hiç yoktan iyi diyelim yoksa grup kalmayacak.

- Lithuania : Sanatçı Evelina Sasenko ve şarkısı "C'est Ma Vie"

PichiePich : Çok bayık, tanımlayamadığım bir slow. Sevmedim.

Parafdaatarim : Klasik müzik gibi geldi ama olmamış sanki bu şarkı..

- FRY Makedonia : Sanatçı Vlatko Ilievski ve şarkısı "Ruskina"

PichiePich : Pek hoşuma gidiyor, acayip eğleniyorum. :D

Parafdaatarim : Etnik müziklerine çok yakın ve tatlı geldi ama performansları nasıl sonuçlanır bilmiyorum.

- Malta : Sanatçı Glen Vella ve şarkısı "One Life"

PichiePich : Eurovision'da en gıcık olduğum ülke Malta. Çünkü şu ana kadar hiç favorim olamadı ve çoğu şarkısı basit. Tıpkı bu yıl ki gibi. :D

Parafdaatarim : Diyecek bir laf bulamıyorum. Ancak bunu demezsem çatlarım. Vokal, Selena dizisindeki kötü karakter "Hades" varya ona benzemiyor mu?

- Moldova : Sanatçı Zdob şi Zdub ve şarkısı "So Lucky"

PichiePich : 2005'te bunlar yarıştıklarında 6.olmuştu. O zaman favorimdi fakat bu yıl o şarkılarına kıyasla daha sönük bir şarkı ile karşımızdalar. Bu arada şarkıdaki enstrumantal ara kısımlara bayılıyorum.

Parafdaatarim : Bence şansa ihtiyaçları olacak.

- Netherlands : Sanatçı 3JS ve şarkısı "Never Alone"

PichiePich : Eli yüzü düzgün, hoş bir pop rock parçası.

Parafdaatarim : Bok atacak bir şey bulamıyorum ama çokta iyi değil.

- Norway : Sanatçı Stella Mwangi ve şarkısı "Haba Haba"

PichiePich : Çok basit ve ucuz bana göre. Tipik bir waka waka çakması. Sevmediklerim arasında hatta Ermenistan ile son 2 sıramda.

Parafdaatarim : Bana böyle Hindistan'ın etnik müziklerini andırdı gibi sanki.. Bu arada Haba ispanyolca fasulye demek biliyor musun?

- Poland : Sanatçı Magdalena Tul ve şarkısı "Jestem"

PichiePich : Düzgün ve hoş bir eurodisco.

Parafdaatarim :  Eleştirilecek pek yanı yok sanki. Ben beğendim.

- Portugal : Sanatçı Homens da Luta ve şarkısı "A Luta é Alegria"

PichiePich : Bu yıl tanımlayamadığım bir kategoride. Eylem amaçlı şarkı yapmışlar gibi.

Parafdaatarim : Sanki grup mitingden fırlayıp gelmiş gibi. Bunları aslında "sen gelsene şöyle arkaya" diyerek içeri almak lazım..

 - Romania : Sanatçı Hotel FM ve şarkısı "Change"

PichiePich : Tatlı ve şirin.

Parafdaatarim : Adamlar olmuş bence.

-Russia : Sanatçı Alexey Vorobyov ve şarkısı "Get You"

PichiePich : Bu yıl Rusya'nın şarkısının bestecisi RedOne. RedOne bir çok hite imza attı. Lady Gaga'nın da bir çok şarkısı RedOne'a ait. Bu yıl hoşuma gidenler listesinde Rusya.

Parafdaatarim : Vokalde ben birazcık Elvis Presley havası sezdim. "Varis benim" der gibi sanki.

Son bir kez daha sizlerden ara istiyoruz ve yavaş yavaş finale doğru geliyoruz artık.

Eurovision 2011 / Countries E-K


Eveet kısa bir aranın ardından tekrar sizlerle birlikteyiz..
Eurovision heyecanına 2011 yılı için geri sayım başladı bile..
Bizde sizler için tek tek yarışmacı ülkeleri dinleyip, izleyip kendi düşüncelerimizi sizlerle paylaşıyoruz..
Partlara bölerek yazıyoruz..
Neden derseniz siz yorulmayın ve sıkılmayın istedik..
Eveeet şimdi kaldığımız yerden Estonia ile devam ediyoruz..
- Estonia : Sanatçı Getter Jaani ve şarkısı "Rockefeller Street" 

PichiePich : Bu yıl özellikle "teenage" kitlenin favorisi Estonya. Şarkı hafif Katty Perry kokuyor. Top 10 yapacak gibi.

Parafdaatarim : Geçen yıl Almanya'nın Teenage Lena'sı alınca, bu yıl Estonya'da bayağı büyük bir etkileşime girmiş olsa gerek. "Bir teenage'de bizden olsun mehehe" misali. Lolita sezonu geçmemiş miydi? :O

- Finland : Sanatçı Paradise Oskar ve şarkısı "Da Da Dam"

PichiePich : Genç kitleye hitap eden, slow şirin bir gitarlı şarkı..

Parafdaatarim : Hani cafeler de eline akustik gitar alıp çalan gençleri andırdı bana.

- France : Sanatçı Amaury Vassili ve şarkısı "Sognu"

PichiePich : Bu yıl favorim olan Fransa 1.sıramda. Fransa'nın 2010 hariç son yıllardaki gidişatına bayılıyorum. 2007'de çok tatlı bir rock, 2008'de Chillout severlerin şampiyonu Sebastien Tellier, 2009'da Patricia Kaas ve 2011'de güzel bir opera.

Parafdaatarim : Sen ülkenin müziği ile oldukça ilgilendiğine göre ben birazcık sarkabilirim diğmii genç Tenorcuğuma. Şaka maka müthiş bir sesi var. Uzaktan bakınca neresinden çıkıyor acaba diye düşünüyorsun ama evet doğru duyuyoruz ondan çıkıyor. Bu arada Eurovision dışında da son bir kaç senedir Fransa'da ciddi anlamda müzik açısından gözle görünür cinsten gelişmeler var.

- Georgia : Sanatçı Eldrine ve şarkısı "One More Day" 

PichiePich : Geçen yıl Türkiye'nin Manga ile olan 2.liğinden esinlenmiş olsa gerek; lakin, gayet hoş bir parça ile katılıyor Gürcistan. Kadın solistin adı Sopho. Bunu neden mi yazdım? Sopho, Eurovision'da 2007'den bu yana Gürcistan'ı temsil eden 4.kadın isim.

Parafdaatarim : Müziğine lafım yok aslında da ben klipteki ruja taktım. Sürmese bari asıl performansta da onu.

- Germany : Sanatçı Lena ve şarkısı "Taken By a Stranger" 

PichiePich : Lena 1.likten nasibini alamayıp tekrar mı kazanmak istedi nedir? Şarkı bana göre geçen seneki şarkısından daha başarılı ama bu sefer kazanamayacağı apaçık ortada. Geçen yıl favorilerimdeydi Almanya.

Parafdaatarim : Öyle deme. Geçen yıl "Uydu" şarkısının bir çekiciliği vardı demek ki.. Her ne kadar biz "S..ktirrr.. Uydu diye şarkı mı olur lan??" desek de. Oluyormuş demek ki. Büyüyüp de gelmiş olsa bari bu yıl.

- Greece : Sanatçı Loukas Giorkas & Stereo Mike ve şarkısı "Watch My Dance" 

PichiePich :  Tipik etnik bir yunan pop'u. Fakat gel gör ki rap kısmı olmamış bence.

Parafdaatarim : Bu yunan erkekleri çok tatlı oluyor. Kesinlikle rap kısmını bende sevmedim. Adamın adında bile iş yok. Stereo diye isim mi olur ? Bana Loukas'ı tek getirin.

- Hungary : Sanatçı Kati Wolf ve şarkısı "What About My Dreams"

PichiePich : Bu yıl sevdiklerim arasında olan Macaristan, Celine Dion tadında güzel ve kaliteli bir europop ile yarışıyor.

Parafdaatarim : Kesinlikle katılıyorum. Ideal bir soundu var şarkının. Sanatçının soyadının bende yaptığı çağrışımlar çok facia ama tabii bunları geçelim.. Yoksa Gossip Girl'den Virginia Volf a kadar inicem ben.

- Iceland : Sanatçı Sjonni's Friend ve şarkısı "Comming Home"

PichiePich : Sanki İzlanda'da bir kasabadan grup çıkmışta barda çalıyor gibi. Hoş bir Country havası var. Tipik ellerde biralar, kasaba kıyafetleri ile dans edilecek cinsten. Şirin.

Parafdaatarim : Tam bir isim koyamadım ben yanlız bir karışım oluşturursam. Biraz eastwood hımm biraz iskoç ımm biraz viski, fırfırlı etekler falan.. Aklıma ilk gelenler bunlar oldu.. Ne abi bu adamların tarzı?

PichiePich : Ben iskoç eteklerini seviyorum. O açılınca, daha çok seviyorum.

- Ireland : Sanatçı Jedward ve şarkısı "Lipstick" 

PichiePich : Bu şanslı annenin 2 oğlu da hem ikiz hem gay. :D Şarkı ucuz bir elektro çakması gibi geliyor bana.

Parafdaatarim : Ruj diye şarkı mı olur lan? "Jedward grup üyelerini doğuran acılı ana kahrından intihar etti" diye haberlere çıkıyormuş ne gülerim ya.

- Israel : Sanatçı Dana International ve şarkısı "Ding Dong" 

PichiePich : 1998'de Israil adına yarışıp kazanan ve şarkısının Avrupa'da baya hit olduğu Dana International bu yıl tekrar Eurovision'da. Fakat benim için klasik bir Schlager ile yarışıyor. Şarkı klasik bir Eurovision şarkısı.

Parafdaatarim : Bu insanlar çok fazla uğraşıyorlar şarkı yazmak için. Ding Dong ne kadar yaratıcı bir isim. Sanatçıya bakıyorsun.. Tip olarak "aynı Nicole Scherzinger" diyorsun ancak o erkek tonlarındaki sesi duyunca "erkek sankii" diye bir şekil değiştiriyorsun. O değilde kadının soyadı bile "ulusal" lan.

- Italy : Sanatçı Raphael Gulazzi ve şarkısı "Madness of Love"

PichiePich : Bu yıl İtalya 2.sıramda. Tek kelime ile bitiyorum! Kitap okurken, nescafe içerken yan köşede Italy çalacak arada, bunu hissedebiliyorum..

Parafdaatarim : Piyano ve Kontrbas varken bize laf düşmez.. Yanlız dikkatimi çekti bu yıl gruplarda bir Kontrbas ağırlığı var..


Tekrar kısacık bir ara veriyoruz.. Hemen ardından burada olacağız.. 

Eurovision 2011 / Countries A-D


1956'dan bu yana her yıl düzenlenen uluslararası müzik yarışmasına bu yıl için geri sayım başladı..
Bizde dedik ki, her şeyi yazıyoruz.
Neden Eurovision eksik kalsın..
Vee işte karşınızdayız..
Çoğul konuşuyorum.
Çünkü bu yazıda Twitter'dan takip edebileceğiniz PichiePich bana eşlik edecek.
Oturup izledik / dinledik tek tek sizin için şarkıları..
Ve şimdi de sizlere biraz eğlenceli, müzik, eurovision ve ülkeler tadında bir yazı oluşturduk..
- Albania : Sanatçı Aurela Gaçe ve şarkısı "Feel the Passion" 


PichiePich : Arnavutluk bu yıl ortalama bir pop şarkısıyla yarışıyor. Şarkının bana göre çok çekici bir yanı yok. Ne iyi ne kötü. Ülkede yerel müzik kanallarında rahatlıkla bulunacak cinsten. Finale kalma şansı görmüyorum.

Parafdaatarim : Etnik tınılar hakim, ancak tam bir adını koyamadım nedense ben. İdare edebilir.

- Armenia : Sanatçı Emmy ve şarkısı "Boom-Boom"



PichiePich : Bu şarkıyı dinledikten sonra daha önceki Ermenistan'ın geçmiş katılımcılarını dinlemeye başladım. Çünkü abartmıyorum ki şu ana kadar duyabileceğiniz yarışma tarihinin en kötü şarkısı gibi.. Uyduruk müzik, uyduruk nakarat.. Sağlıklı mide ile dinlenildiğinde dahi mide bozacak cinsten bana göre..

Parafdaatarim : Ben diyorum şu ara insanlar şarkılarına isim bulamıyorlar.. "Boom-Boom" diye şarkı adı mı olurmuş yahu? Hadi oldu diyelim bari nakaratın "Boom boom, Chucka chucka" dan oluşmasın. Olmamış Ermenistan, olmamış.

- Austria : Sanatçı Nadine Beiler ve şarkısı "The Secret is Love"




PichiePich : Yarışmanın, sizi 90'lı yıllara götürecek soundtrack tadında şarkısı. Ne kadar zamanı eski de olsa benim 3.sıramda Avusturya. Gerek kalitesi, gerek sesi beni büyülüyor. Yeni kurala göre yarı finallerde dahi %50 jürinin etkisi olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda finale kalır gibi geliyor bana.

Parafdaatarim : Şu yeni kuralları biraz hatırlatsana. Bilmeyenlere ya da hatırlamayanlara bizden ek not olsun.

PichiePich: 2009'da %50 jüri katıldı oylamaya fakat yarı finaller %100 televote (% 100 insan oylaması yani) du. Bu yıl yarı finallerde de %50 jüri olacak.

Parafdaatarim : Anladım. Bu yıl ülkeler jürinin gerikafalı olabileceğini varsayarsak gayet şanslı yani. Bu arada unutmadan Austria'nın parçası beni 1992 yapımı The Bodyguard filmini hatırlatıyor. Orada Whitney Houston tekrar "I will always love you" parçasını söylüyor gibi hissettim. Ses çok güzel şarkıda öyle ama pek günümüze uygun değil sanki.

- Azerbaijan : Sanatçı Ell / Nikki ve şarkısı "Running Scared"



PichiePich : Azeriler, 1.olmayı kafaya takmış, gidiyor son zamanlarda. Geçen yıl MTV tadında şarkılar ile 6.olmuşken bu yılda tipik popüler kültür tadındaki şarkıları ile 1.lik için savaşıyorlar. Şarkıya kötü demem ama tarzım değil. Eurovision'da yüksek puan alacak cinsten. Bu arada hanım kızımız Jennifer Lopez'i anımsatıyor fena :)

Parafdaatarim : Haha hiç alıcı gözüyle bakmamıztım ablaya. Hatırlat bir daha bakayım. Bana sorarsan ne çok çok iyi ne de çok çok kötü. Hoş sıkmayan bir çizgileri var. İdeal kıvamdalar.

- Belarus : Sanatçı Anastasia Vinnikova ve şarkısı "I Love Belarus"



PichiePich : Modası geçmiş anlamsız bir pop gibi bana göre.. Nakaratı da vasat gibi.. Sevmediklerim arasında. Hiçbir farklı, çekici yanı yok.

Parafdaatarim : Ulusal marşları hatırlatıyor bana. Girişi dansları falan.. Sözler müzikle belli bir ritmik düzende aslında.. Vatan sevgisi şarkılara böyle yansıyor işte.

- Belgium : Sanatçı Witloof Bay ve şarkısı "With Love Baby"



PichiePich : Bu tür şarkıların canlı performansı her daim risklidir. Riskli ve hoş bir acapella denemesi olan Belçika, benim hoşuma gidenler listemde.


Parafdaatarim : "No instruments are used in this song. All sounds are created by the human voice." diyor adamlar daha ne olsun. Ben bayıldım açıkçası. Loituma diye bir grup vardı onunda tek şarkısını bilirdim gerçi ama Leva's Polka diye. Onun çağrışımını yaptı bende Belçika. Ancak grubun sağlam bir geçmişi var. Diğer parçalarında jazz, pop karmasında gittiğini varsayarsak ihtimali yükseklerde.

- Bosna & Herzegovina : Sanatçı Dino Merlin ve şarkısı "Love in Rewind"



PichiePich : Bosna Hersek sanırım yarışmada en sevdiğim ülkelerden olacak. Boşnak slowları ve şarkılarına oldum olası bir zaafım var. 2006, 2007, 2008, 2009' dan sonra 2011'de de sevdiklerim arasında olan Bosna bu yıl 4.sıramda. Dino Merlin, Türkiye'de de bilinen, ülkesinin en iyi sanatçılarından biri. Bu yıl ki şarkısı da bana yaşama coşkusu veriyor.

Parafdaatarim : Şaka yapıyorsun dimi? Adam her an Eurovision heyecanında kalpten ölecek kadar rahat yaşı var. Ama oradaki kontrbas !! Neden o kontrbas seksi değil de bu kadar kart? Neden neden :(

- Bulgaria : Sanatçı Poli Genova ve şarkısı "Na Inat"


PichiePich : Tipik bir pop-rock. Yerel piyasa şarkısı fakat Eurovision için şansı var mı bilemem.

Parafdaatarim : Bizzat Bulgaristan'lı olarak kendilerini aşmışlar diyebilirim ben rahatça. Diğer yıllara baktığında da zaten bariz bir değişim çizgisi var. Neredeyse ilk kez etnik çizgisinden uzaklaşıp Bulgarca Rock müzik ile katılıyorlar.. Bu ilginç bir adım Bulgaristan adına bence.

- Croatia : Sanatçı Daria ve şarkısı "Celebrate"


PichiePich : Bu yıl hiç haz etmediğim tipik bir europop. Bir de son kısmına Dupstep eklememişler mi tam komedi zannımca. :D

Parafdaatarim : Bana sanki 80-90 lı yılların discosunu hala yaşıyor sanmışlar gibi.. Yaşasa zaten Modern Talking, Alphaville falan iş yapacak oysa adamlar aç. Ve hayatımda duyduğum en kötü "Celebrate" telaffuzu bu olmalı.

- Cyprus : Sanatçı Christos Mylordos ve şarkısı "San Aggelos S'agapisa"


PichiePich : Kanal D'de bir dizi izlediğinizi düşünün ve arkada çalan bir dizi müziği hayal edin.

Parafdaatarim : Bence eleman türkü barda iş arıyormuş. "Gel koççum biz seni Eurovision'a gönderelim." demişler de gelmiş.

- Denmark : Sanatçı A Friend in London ve şarkısı "New Tomorrow"


PichiePich : Sevimli, kulağa hoş gelen bir rock ; fakat, sanki bir şeyler eksik gibi çözemediğim. Genel olarak hoş.

Parafdatarim : Rock müzikten çok Alternatif ağırlıkta gibi geldi bana. Ama evet fena değil.

Kısacık bir aranın ardından az sonra sizlerleyiz tekrar. 

12 Nisan 2011 Salı

Günlük Zırvalamalar: Thom Yorke Dansı

Ben halaa gülüyorum..

Günlük Zırvalamalar: Thom Yorke Dansı: "Sensörlü ışık bulunan tuvaletlerde, ışık söndükten sonra sensörün hareket algılaması için yapılan figürleri derleyerek bir dans türü keş..."

Suprisee !!!



Sanılanın aksine hayatımda çook çoook güzel şeyler de oluyor..
Nedense ben ve diğer insanlar ufak tefek küçük şeylere takılıp, ufacık sorunları devleştirip her şeymiş gibi gösteriyoruz..
Pireyi deve yapıyoruz yani.
Geceleri genelde uyku tutmadığında müzik dinlerim ben..
Dün gece de kulağımda kulaklıkla uyuyakalmışım..
Sabah gözümü açtığımda,
"Love, love me do
You know i love you
I'll always be true
So please, love me do..."
Son ses Beatles çalıyordu..
Anlayacağınız mutlu uyandım bu sabah.
Yüzümde bir tebessüm.
Kalktım yataktan.
Taktım Beatles CD sini..
Halaa dinliyorum..
Vee kendime söz verdim..
Olumsuz şeylere çokta kafa patlatmayacağım bundan sonra.

Sonraa bunun dışında hayatımda olan biten süprizz gelişmelerden bahsedeyim birazda.
Blogspot ta o yazı mevcut mu hiç hatırlamıyorum ama eski Tumblr ımda mevcuttu.
Alternatif Fanzin de "Ne Dinlesem?" diye bir köşem var artık.. (:
Alternatif Fanzin'de müzikle ilgili yazan ilk kişide ben oluyorum bu arada.. (:
-Nasıl da övünesim geldi neyse ukalalık yok. -
Bundan sonra da elimden geldiğince yazmaya devam edeceğim..
Fanzin'e ulaşmak isteyenler Mephisto'ya gidip sorabilirler..
Ücretsiz olarak alabilirler..


Fanzin şu ara dergi oluşumuna doğru yola çıkmış bulunmakta..
Ben ne mi diyorum?
Sizde yazın.
Bize gönderin.. (:

İkinci bomba haber ise..
Geçtiğimiz aylar da Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak filmi hakkında yazmıştım hatırlarsanız..
Yönetmeni nasıl olmuşsa buluvermiş yazımı..

"Selam,

Blogunda filmle ilgili yazdıklarını gördüm.. Filmin yönetmeni olarak çok mutlu oldum.. Posteri çok istemişsin... yolun bir gün Cihangire düşerse sana Claudia Cardinale imzalı bir poster hediye edebilirim...

Sevgiyle kal,
Ali İLHAN" 

İşte böyle bir mail atmış.
Bende hemen gidip aldım tabii ki de (:
Çok da mutlu oldum kii anlatamam sizlere..
"Doğru yoldasın Ahtel devam et böyle." diyiverdim kendime.
Mutlu oldum kii kelimeler yetersiz kalıyor bu mutluluğu ifade etmeye..
Tekrardan buradan da Ali İlhan'a sonsuz teşekkürlerimi bir kez daha iletmek isterim.. (:


Hemencecik de astım odama (: 

11 Nisan 2011 Pazartesi

Nerede...?

Bir insanın hayatı hakkında hiçbir şey bilmeden deneme yanılma yapmak çok kötü bir şey..
Nerede hata yapıyorum diye soruyorsun..
 
Ama o kadar cahilsin ki "o"nun hakkında. 
Yaptığın her şey doğru gibi geliyor.. 
Ufak istekler.. 
Ama sonra üzülen sen oluyorsun..
Kaybetmek istemiyorsun..
Ama canın acıyor.. 
Sonra gözlerin doluyor.. 
Ağlıyorsun..
Sesini duyarsam eğer her şey düzelir..
Yanında olduğu günkü gibi olur diyorsun.
Ve aradığında..
Telesekreter karşılıyor seni onun yerine.. 

Oysa çok fazla bir şeyde beklemiyorsun ne kendinden ne de "o"ndan.
Belki biraz sevgi..
Biraz ilgi..
Biraz şefkat.
Yanında olduğunu olamasa da hissetmek..
Dudaklarının dudaklarına değdiği anı içinde hissedip kelebekleri uçurtmak tekrar..
Yanında olacağı an'a kadar savaşabilmek..
Çok da zor değil be bunlar aslında..
Sevdikten sonra...

Sizinle Daha Önce Sevişmiş Miydik?

Bu film hakkında daha önce yazmam gerekiyordu gibi bir hisse kapıldım nedense..
Hani bazen olur ya...
Tekrar izlemek istersiniz daha önce izlediğiniz bir filmi..
O an içerisinde bulunduğunuz durum o filmi tekrar izleme açlığı hissettirir size..
İşte öyle bir şeyler oluyor 2 gündür bana..
"Kaybedenler Kulübü'ne git ve tekrar izle Ahtel." diyorum kendime..
Tabii bunun için fırsat ne mümkün İstanbul'da..
Ancak yarın bir kez daha gitmeyi düşünüyorum..
Böyle garip hissettirebilen bir film işte Kaybedenler Kulübü.
İzledikten sonra, bir anda sizdeki etkisini anlayamıyorsunuz..
En azından ben anlayamamıştım.
Ta ki, İstanbul'a gelişime karar verirken..
"Önce gideyim daha sonra düşünürüm devamsızlığı, dersleri" deyiverdim kendime..
Gittim.
Bilet aldım..
Ve şu anda evimdeyim.
Otobüste gelirken defterime aldığım bir not var..

"Anı yaşamaktı ya hayat?
O an ne esiyorsa onu yapmaktı..
Korkmamaktı..
Kendin için yapmaktı her şeyi..
Özgür olmaktı.
Özgür hissediyorum..
Doğduğum gün ilk nefesi alışım gibi... "

İşte böyle bir etkisi oldu bende..
Özgür olmak..
Ruhuma dokunmak..
Belki biraz yersizdi sevişme sahnelerinin bazıları..
Bazılarındaysa dudak ısırıp "Ah" da diyorduk aslında..
Sonra müzikleri..
Hepsi birbirinden güzeldi Kaybedenler Kulübünün..
İnsanın her gün açıp radyo dinleyesi geliveriyor..
Alın albümü..
O çalsın..
Sizde, boş boş uzanın yatağınıza ya da nereye isterseniz..
Rahatlayın..
Ve sadece sizinle kalın..

Keyifli Seyirler ve Dinlemeler Dilerim.. (:

10 Nisan 2011 Pazar

Music Please Vol. 13


Bu hafta Music Please'de Fransız bir sanatçı Emilie Simon bizlerle birlikte..
Düşündüm de..
İstanbul'un yağmurlu bu gününe ve haftasına yakışır bir sanatçı yer alsın..
Vee Emilie Simon'a karar verdim böylece..

Nedeni belirsiz olarak şu ara Beyoğlu'nda her yerde "Zaz" duymam ve bütün herkesin blogunda yer alması garibime gidiyor doğrusu.
Bunu geçen gün ifade ettiğimde bir grup ergen "müthiş onlar yahuu yeni mi duyuyorsun" diyip gülüştüler..
Neye uğradığıma şaşırmadım dersem yalan söylemiş olurum..
Tee Aralık'tan beri telefonumda Zaz çalıyor.
Çağatay Izmir'e geldiğinde dinlettiydim ona da büyülendiydi..
Neyse efenim bu yüzden bana gelen maillerdeki "neden Zaz'a da yer vermiyorsun Music Please'de?" gibi sorulara da cevap vermiş oldum..

Eveeet gelelim bu haftanın konuğuna..
Kimdir ? Nedir ? Necidir bu Emilie Simon?

Emilie Simon, fransız synthpop müziği sanatçısı olmakta.
Tam olarak synthpop tarzını tarif etmek çok güç olabilir ama elektropop olarak da adlandırabiliriz synthpop tarzını biz.
Pet Shop Boys olsun Depeche Mode olsun, 80 lerin populer müzik tarzı diyebiliriz bu tarza ancak biraz daha bulunduğumuz döneme ait.
Şarkıları öyle sıkan bunaltan "öff püff değişeyim baydı" diyebileceğiniz türde değil.. 
Yağmurlu günlerde aç Emilie Simon'u al kitabını, dergini oku..
Ya da otur yaz bir şeyler..

Birazcık müzik kariyerine baktığımızda, 2003 yılında kendi adını verdiği ilk albümünü piyasaya sürdü..
İkinci albüm 2005 yılında geldi.
March of the Penguins isimli fransız belgesel filminin soundtracklerinden oluşuyordu.
2006 yılında üçüncü albümünü çıkarttı.
Ve son olarak da 2009 yılında Big Machine adını taşıyan albümü piyasaya sürdü..
Albümdeki şarkıların büyük çoğunluğu İngilizce olmasına karşın Fransızca deyimler de içermektedir.

Bu hafta Music Please Vol. 13 için Emilie Simon'dan Desert adlı şarkıyı seçmiş bulunuyorum ben..

-O değil de şaka maka Vol. 13 olduk. 
Maşallahımız var..
Neysee.. -

Keyifli dinlemeler dilerimmm (: 

8 Nisan 2011 Cuma

İyi kii Doğdummm !!

İyi kii doğdummm sankii (:
Kutlayan herkese birer birer teşekkür ettiğim gibi tekrar buradan da iyi dilekleri için teşekkür etmek isterim (:

En çokta anneme (:
Müthiş bir varlıksın sen anne!
Her yıl olduğu gibi bu yılda dünyanın en güzel kutlamasını tam doğduğum günde yaptı (:
"Dünyaya geldiğin için teşekkür ederim annecim. Seni seviyorum."
Saat : 12.15

Bugüne dair planlara gelince..
Halaa muamma içerisinde gündüz..
Akşamı tartışmasız belli zaten.. (:

Öptüm hepinizi (:
 

7 Nisan 2011 Perşembe

Doğum'a 1 Kala.


İnsan kendi doğum günü pastasını kendisi yapar mı yahu?
Yapıyormuş demek ki..
Ben yaptım mesela.
Yarın olmasına rağmen doğum günüm, malum annem çalışınca hadi perşembe kutlayalım dedik.
Sonra bana "sen çok güzel pasta yapıyorsun hem özledik pastalarını da kaç ay oldu yapıver" dediler bende yapmaya koyuldum..
Dedim bir değişiklik olsun tarifi size de vereyim (:

Öncelikle malzemeler :

1 adet hazır kek kalıbı ( Genelde kendim yaparım ben ama üşengeçlik işte bugün.)
2 çorba kaşığı un
85 gr toz şeker (3/4 su bardağı ediyor)
200 ml. süt
200 ml. su (ılık)
1 tatlı kaşığı nescafe
1 paket kremşanti
½ paket labne peynir
1 adet yumurta sarısı
2 çorba kaşığı kakao

Yapılışı :

Öncelikle un ve toz şekerimizi bir tencereye koyuyoruz.
Kısık ateşte çıtırlaşana kadar karıştırıyoruz.
Çıtırlaşma diyorum çünkü şeker yandığından garip bir ses veriyor.


Her neyse.
Çıtırlaşmaya başladığında karışımımıza 200 ml. yani 1 bardak sütümüzü ilave ediyoruz.
Ve muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişirin.
Muhallebi kıvamına gelince de bırakın soğuyadursun.
 

Şimdi bir karıştırma kabı alın.
İçerisine 1 paket kremşantiyi boşaltın.
Genellikle kremşantiler de 200 ml  süt ile yapılıyor.
Sizde 200 ml süt ilave edin ve kremşantiyi elde edene kadar mikser ile çırpın.
 
Kremşantiyi elde ettikten sonra labne peynir paketinin yarısını kaşık yardımı ile kremşantiye ilave edin.
Bu arada kenarda hazırlamış bulunduğunuz 1 adet yumurtanın sarısını da kremşantiye labne ile ilave edin.

 

-Hiç beceremem ben genelde sarısını almayı :( -
 Yumurta sarısını ve labne peyniri ilave ettikten sonra mikserle iyice karışana kadar karıştırın.
Ardından tencerede soğuması için beklettiğimiz muhallebi kıvamındaki harmanımızı kremşanti, yumurta sarısı,labne karışımımıza ilave ediyoruz.

 

İlave ettikten sonra 10 - 15 dk aralığında mikserle karıştırmaya devam ediyoruz.
-Biraz yorucu olabiliyor tabii bu süre ama mecbur anca kıvama geliyor. -



Kıvamı elde ettikten sonra buz dolabına koyuyoruz.
Benim tercihim genelde buzluktan yana oluyor kek kalıbını ıslatırken yeterli süre tanıması açısında ama sizin tercihiniz elbette bu.

Ardından kek kalıbımızı kullanacağımız tabağa yerleştiriyoruz ve 200 ml yani 1 bardak ılık su ile 1 tatlı kaşığı nescafeyi karıştırıyoruz.
Suyun bardağı olabilir bu.

 

Ve bu nescafe karışımını kek kalıbının iki parçasını da ıslatmak için kullanıyoruz.
Ben genelde kaşık yardımı ile ıslatıyorum.

Islatma işlemini de tamamladıktan sonra buzdolabına koymuş olduğumuz içi alıyoruz.
Ve ilk olarak alt tabana kalanını da üst kısmına döküyoruz.
 

Ben genelde ortalayacak şekilde kürdanla dengeliyorum dağılmasın diye kek kalıbını ama sizin tercihiniz elbette bu (:
Donarken kaymamasını sağlıyor ve kremayı üst yüzeye koyarken eş değer şekilde yayılmasını sağlıyor..

 

Üstü için biz bu şekerleri kullandık tabii ki de iç kısmına da sevdiğimiz için çikolata parçaları kırdık.
Sizler kakao koyabilirsiniz elbette tarifte yazdığı gibi ancak hindistan ceviziyle de çok hoş oluyor tadı (:

 

Tataaam işte son hali de burada (:
Ortalama 1 saat kadar dolapta tuttuktan sonra kürdanları çekip servise sunabilirsiniz (:

Afiyet olsun (:

-Bu arada evet krema ve tarifleri tiramisuyu andırıyor hatta bir kaç malzeme daha ekleyerek ve çıkararak tiramisu elde edebilirsiniz (: -  

5 Nisan 2011 Salı

Küçük bir kızı oynayıp, kocaman bir kadını saklamak...


Nefes aldığımız her saniye bir şeyler öğreniyoruz hayata dair..
Hayatımıza dair.

Bugün tesadüfen bir şeyler öğrenebileceğime inandığım bir arkadaşımın profilinde gezerken biriyle tanıştım.
Bir yazar..
Ya da şair..
Blogcu sayılır mı bilemiyorum..
Her neyse..

Tek bir cümleden yola çıkarak okudum şiirini..
Şiir okumayı özlediğimi hatırlattı bana..
Adı "İrade" şiirin..
Ancak ben sizlerle sadece sevdiğim bir bölümünü paylaşacağım..

Bilemezsin nasıldır sana iradeli davranmak…
Küçük bir kızı oynayıp, kocaman bir kadını saklamak,
Ve istendiğini hissedememek,
“Dur! Sus! Yapma! ”yı bilmek,
Bilip beyninden kalbine hiçbir hücrene söz geçirememek,
Tekrarlanan bir sayfanın üzerinden her gün geçmek,
Bazen yokmuşsun gibi davranıp,
Olduğun her ana şükretmek,
Ve geçtiğin yerlerde diz çökmek…
Oynamak! Hep oynamak, rolü iyi omuzlamak,
Durmak!
Susmak! Sustuklarını yutmak,
Bilmek ve de…
İmkânsızlığını, olmayacağını…
Göze alamayacaklarını görmek,
Sana iradeli davranmak nasıldır bilemezsin…
Başka biriyle 2. yastığı paylaşıp,
Göz yumup seni düşlemek…
Nasıl bir fahişeliktir bilemezsin!
...

Bu şiirin ardından diğer şiirlerini de birazcık araştırdım okudum..
Ve çokta hoşuma gittiler..
Bir de kitabı olduğunu keşfettim şair/yazarımızın.
"Kızlığını kaybetmekten korkan bir ömür geçirdim ben, O erkekliğiyle övünürken!" nokta atışı yapan bir cümle oldu ha?
Her gün, tanıdığımız ya da tanımadığımız milyonlarca kişiye farklı farklı maskeler takıyoruz..
Bizler çok mutluyuz..
Acı çekmiyoruz..
Her şey yolunda..
Benciliz çoğu zaman..
Umursamıyoruz kimseyi..
Ve hep başkaları haklılar..
En önemlisi de bizler birer yalancıyız.

En kısa zamanda kitabı edinmeyi umuyorum..
Bu arada söylemeye unuttum kitabın ve şiirin yazarı "Çisel Onat" (:

Okuduktan sonra kitabı tekrar burada görüşmek üzere.. (: