19 Haziran 2011 Pazar

Baba.



Bugün bir hikaye anlatacağım size..
Hayal kırıklıklarının başlangıç hikayesi..
Umudun tükenmesi ve zamanın hicbir şeye çare olmadığının hikayesi..

Çocukken her şey toz pembe oluyor gözünüzde..
Çikolata almanız için verilen paralarla dünya da olan her şeyi alabileceğinizi düşünüyorsunuz..
Hele o çikolatayı aldıktan sonra sakız alacak kadar da paranız artıyorsa sizden zengini yoktur..
Hemen hemen her cocuklukta olur bu dusunce sektelemeden..
Bazı özel günlerde ise çikolata paraları kıymete biner..
Biriktirmeye başlarsınız..
En fazla 3 tane çikolata alacak paranız olur elinizde ama size göre cok zenginsinizdir ve istediğiniz hedıyeyı alabileceksinizdir..
Annenizle gidersiniz alışverişe "benim çoook param var" diyerek..
Beğenirsiniz bir t-shirt ya da kravat..
Gelirsiniz kasaya..
Cebinizden çıkarıp çok zengin gibi yığarsınız bütün bozuk paralarınızı..
Anneniz ve kasiyer gülümserlerken..
Anneniz sanki sayıyormuş gibi içinden bir tanesini alır gerisini size verir "ne cok paran varmış öyle bak arttı bile" diyerek size kalanını verir..
Siz onları cebinize koymaya çalışırken kaşla göz arası ödeyiverir anneniz o t-shirtün parasını..
Tabii siz bunu "umudunuzun kırıldığı gün"e kadar asla öğrenemezsiniz..

  Eve gelir,hediye paketini binbir çeşit kırtasiyeden aldığınız jelatinlerle yapmaya çalışırsınız.. 
Kimseye el sürdürmezsiniz..
"Dokunmasın kimse benim "babam"ın hediyesi "ben" yapıcam" dersiniz..
Belki de bütün gece uğraşırsınız..

Sonra sabah olur..
Telefonda size "geleceğim.." dediği için erkenden kalkar hazırlanırsınız..
En güzel kıyafetlerinizi giyersiniz..
En yeni tokalarınızı takarsınız..
Çapraşık bir halde de olsa saçınızı size güzel geldiği gibi siz yaparsınız..
Sonra evin sokak kapısını en rahat gören odasında..
Camın önüne kuruluverirsiniz..
Geldiğinde ilk siz görebilin diye..
Beklersiniz..
Yemek bile yemeğe kalkmazsınız beklediğiniz yerden..
Anneniz gelir orada doyurur sizi bir saniye bile kaçırmayın siz diye..
Sonra yavaş yavaş hava kararır..
Nasıl bir çocukluktur bilmem hava kararsa da "geleceğim dedi gelecek" diye ısrar edersiniz..
Hava artık o kadar kararmıştır ki "gelecek" derken uyuyakalıverirsiniz koltukta..
Anneniz kucağına alır ve taşır sizi..
Yatırır yatağınıza..

Sabah olup uyandığınızda..
Hayalleriniz yıkık..
Umutlarınız kalmamış bir halde "gelmedi" diye ağlarken..
Annenizin "geldi annecim.. ama baban çalışıyor ve çok geç geldi sende uyumuştun kucağına aldı seni yatırdı öptü.. bak sana çikolata için para bıraktı.. hediyesini de çok beğendi.." diye tesellileri girer devreye..
Belli bir yaşa gelene kadar her gün inanabilirsiniz bu yalana emin olun..
Siz hep beklersiniz..
Ama o hiç gelmez...
En çok ihtiyacınız olduğunda bile..

Birgün büyüdüğünüz de..
Orayı burayı karıştırmaya başladığınızda..
Aldığınız bütün hediyeler..
Dolabın bir köşesinde..
O gün..
Bütün bir gün boyunca uğraştığınız gibi duruyordur..
Hiç açılmamış..
O zaman ne kadar büyük olursanız olun o sahneler geliveriyor gözünüzün önüne..
Ne mi oluyor?
Keşke hiç öğrenmeseydim gerçekleri diyorsunuz..
İhtiyacınız olan bir süper kahraman olarak dursaydı o orada diyorsunuz..
Sizin süper kahramınızdı oysa o..
Çocukken hep gelip sizi taşıyan uyutandı o..
Tabii bunlar sadece gerçeklerden önceydi..
Sonra inanmamaya başlıyorsunuz..
İnanmamaya..
Sevginin olmadığı her yerden kaçmaya..
Birine ihtiyacınız olduğunda her yerden ve herkesten kaçmaya başlıyorsunuz..
Herkes sizi çok güçlü görürken halaa içinizde "belki birgün.." umudunu gizlemeye çalışıyorsunuz..

En sonunda..
Büyüyüp kocaman olduğunuz da ne oluyor biliyor musunuz?
Hayatınıza giren bütün erkekler de "o'da gidecek birgün.." diyorsunuz..
Zamanla bir şeylerin düzeleceğine inanmayaya başlıyorsunuz..
Hayatınızda "şu andan" daha değerli hiçbir şey yer almıyor..
Ya evet ya da hayır oluyor sadece..
Arada kalan her türlü düşünce ve durum rahatsız ediyor sizi..

En çok koyan da ne oluyor biliyor musunuz?
Sizinle neredeyse aynı şeyleri yaşayan bir kardeşiniz varsa..
O yaşarken her anı..
Tekrar yaşıyorsunuz..
"Keşke elimden bir şey gelse.. Değiştirebilsem her şeyi.." diyorsunuz..
"Neden bütün cocuklar babasına hediye alıyor ki abla.." dediğinde verecek yanıtınız olmadığında gözleriniz doluyor..
Oyuncakçıya girip uçurtma aldığınızda..
Ve "pazar günü sahilde uçururuz ablacım.." dediğinizde..
Babalar gününü..
Havanın ne kadar güzel olduğunu..
Bütün ailelerin dışarı da olduğunu unuttuğunuzda...
Korkuyorsunuz..
Zaman kendini tekrar ediyor sanki..

Her neyse..
Bugün babalar günü..
Ağlayıp sızlasam da..
Eylül'e her baktığımda gözlerim dolsa da..
Bugün babalar günü..
Gidip kardeşimle uçurtma uçuracağım..
Hiçbir "baba"nın da bugünü bozmasına izin vermeyeceğim..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder