17 Haziran 2011 Cuma

Space.



Ten, Nine, Eight, Seven, Six, Five, Four, Three, Two, One..

Liftoff.

Bazen gitmek zorunda kalırsınız..
Bazen de gitmeyi biz seçeriz..
Hiçbir zaman "sonsuz" luk gibi bir garanti sunamayız..
Kendimize bile..
Zorundalıklar..
Şartlar..
Bazense tercihler..
Pişmanlıklar..
Bazen hayal kırıklıkları..
Bazen mutluluk..
Ama hep bir özlem oluyor gittiğimiz yer neresi olursa olsun..
Ne kadar mutlu ya da mutsuz olmuş olsak da..

Ben ardımda bırakıp gittiğim yerleri özlüyorum..
Bunun içerisine Izmir giremiyor neden bilmiyorum ama..
Sofya bile girebiliyor iken Izmir yok..
Öyle işte..
Bazen keşke Sofya'yı bırakmasaydım diyorum..
Bazen de keşke Istanbul'dan hiç ayrılmasaydım diyorum..
Pişmanlıklar..
Özlemler..
Hep olan şeyler dimi?
Sadece bazen bunları yaşamak zor gelebiliyor..

Dışarı da okuduğunuz da bilirsiniz..
İşler anne babanızın yanında olduğu gibi gitmiyor her zaman..
Ardınız da bıraktığınız aileniz dışında bir ton arkadaşlarınız oluyor..
Bazen de ailenizden başka hiç kimseniz olmuyor..

Onca yıllık dışarı da eğitim görme sürecimden öğrendim ki..
İster ülke dışına çıkın..
İster sadece il dışına çıkın..
Unutuluyorsunuz..

Deforme oluyor arkadaşlıklarınız..
Bıraktığınız gibi kalamıyor büyük çoğunluğu..
Sorduğunuz da verdikleri yanıtlarsa hep klasik..
"Sen uzaklardasın..Arayamıyoruz.. Öğrenciyiz çok yazıyor.. Sende artık aramıyorsun.. Ne bilim hep mesenee olmuyor gibi.." diye giden bir ton cevaplar..
Evet bunlar sadece ülke dışına çıktığınızda duyduklarınız..
Oysa il değiştirince de aynıları oluyor..
"Yaae ne bilim sende atmıyorsun.. Gittin unuttun asıl sen (yalanın önde gidenidir bu.).."
Birde bunların giderken ki versiyonları oluyor ki uçurum oluyor döndüğünde..
"Abiiee kopmayalım yaaee ara tamam mı? Kanka aricam senii bak gidiyorsun ama ben buradayım her zaman..Ara tamam mı lan bak bende aricam.. Unutma lan gidince oralarda bizi..."
Ne kadar samimi şeyler dimi..
Şimdi bunları siktir edebilirsiniz..
Çünkü gittikten sonra unutulmak icin en fazla 1 ayınız var..
Tabii unutulduktan sonra unutmak ıcınde 1.5 ayınız var..

Hiçbir şey ve hiçkimse aynı kalmıyor..
Yerinizi elbette birileri dolduruyor..
Ancak bazı arkadaşlıklar var ki..
Onlar çok başkalar..
Ağladığınız da...
Güldüğünüz de..
Moraliniz bozulduğun da..
Konuşmaya ihtiyacınız olduğun da..
Desteğe ihtiyacınız olduğun da..
Bazen sadece "susmak" istediğiniz de..
Yanınızda olup, o an'ları bir bir bilen arkadaşlar var ki..
Onlar çok başkalar..

Neden mi bunları yazıyorum..
Kendimi şanslı hissettiğim için..
Onca insanın ortasında..
Gülümsememe rağmen..
Eğlenmeme rağmen..
Beni kenara çekip, "Ne oldu?" diye soran arkadaşlarım var..
Gözlerimin içinde binbir farklı düşünceyi yakalayan arkadaşlarım var..

En önemlisi..
Güne damgasını vuran hatta..
Bence sarf edilen o sözler oldu..


"- Sana diyecek cümle bulamıyorum..
- Bilmiyorum.. İnan bilm... 
- Bak.. Nasıldı o şarkı? Heh. Tamam

Now it's time to leave the capsule if you dare.."

O an cevap veremedim gözlerim dolduğu için..
Ama sanırım doğru cevap..

"there's nothing I can do"


Olmamalı dimi?
Yapacak bir şeyler elbette vardır..
Olmalı en azından..
Olsa ne olur ki...
Olsun ama..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder