7 Nisan 2012 Cumartesi

E(v)ğlenmek..

 


Pembe elbiseler..
Kırmızı ayakkabılar..
En sevilen rengin pembe - kırmızı tonlarında olması..
Barbie ve Ken ile başlayıp "sen baba ol ben anne" diye devam eden evcilik oyunları..
Pembe panjurlu bir ev.
İlk aşk.
İlk ayrılış.
İlk gözyaşı.
İlk terk ediliş.
Sevilmek.
Sevmek.
İlk öpücük.
Özlemek.
Acı çekmek.
..
Ard arda dizilen domino taşları gibi kadınlarda evlilik hayalleri.
Her bir yenisinde doğru erkeği arama çabaları..
Sonsuzluk inançları..
Huzur..
Arayışlar.
..
Tam "işte buldum" diyorsun ki uçup gidiyor ellerinden.
Hiçbir şey yapmadan sadece gidişini izliyorsun.
Yıkılan hayaller ve tükenen inançlarınla bir başına kalıyorsun.. 
Hayalleriniz olduğunu hatırladığınızda, 
Nasıl da mücadele ettiğin(iz)i anımsadığınızda,
Gözlerinden seni nasıl da arzuladığı hatırına geldiğinde, 
En kötüsü de hepsinin sonunda bir başına kalmanın hiçbir mantıklı açıklamasını bulamadığında, 
"Böyle aşkında, aşık olmanında amk ben" diyorsunuz işte.